Tebliğname No : 6 - 2011/71331
MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/11/2010
NUMARASI : 1981/238 (E) ve 1981/208 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Ceza Hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasanın uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren yasanın geçmiş suçlara uygulanabilmesi, lehe sonuç doğurması halinde mümkündür. Şayet önceki ve sonraki yasalara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise sonraki yasanın uygulanması olanaklı değildir.
Lehe olan yasanın belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddesinin; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretide bu konuda ileri sürülen görüşler birlikte değerlendirildiğinde, lehe yasanın belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar ile sonradan yürürlüğe giren yasaların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir. Buna karşın, aynı konudaki önceki ve sonraki yasa hükümlerinin uygulanmaması yönünde mahkemece iradenin ortaya konulması halinde, uygulanmayan hükümlere ilişkin karşılaştırma yapılmasının olanaklı olamayacağı ortadadır. Ancak mahkemelerin yanılgılı uygulamaları sonucu temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlerde sanıklar hakkında fazla bir cezaya hükmedilmiş ise bu durum somut olaya bağlı kalınmak suretiyle, varsa hukuka aykırı bir yön hukuki uygulama
birliği sağlanması için gereğinde olağan üstü kanun yolu ile ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Bu yönde bir uygulama ise hukuk mantığı, adalet ve nesafet kuralları ile bağdaşmaktadır.
Somut olaya gelince;
Oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın 18.10.1980 tarihinde saat:20.00 sıralarında yakınanın konutuna açık olan penceresinin sinekliğini keserek girdiği, içeriden yakınanın beyanına göre toplam 61.600 TL değerinde bir kısım eşyalar aldığı, sanığın başka bir suç nedeniyle 16.05.1981 tarihinde yakalandığında yakınana ait konuttan hırsızlık yaptığını anlattığı evinden hırsızlık yaptığını beyan etmesi üzerine sanık hakkında Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.05.1981 tarihli iddianamesi ile TCK'nın 492/1, 522, 55/3. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ve Eskişehir 2.Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 26.08.1981 tarih ve 1981/238-208 Esas-Karar sayılı ilam ile sanığın TCK'nın 492/1, 552 (hafif), 55/3. maddeleri gereğince neticeden 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve 18 yaşını doldurmayan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde öngörülen para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmediği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine yönelik uyarlama istemi üzerine Eskişehir 2.Asliye Ceza Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın TCK'nın 492/1, 552( hafif), 55/3. maddeleri gereğince neticeden 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca;
Kesinleşen yanılgılı uygulamanın ise sonraki yasa değişikliği nedeniyle yerel mahkemece yapılacak uyarlama yargılaması sırasında düzeltilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu itibarla “Kanun yararına bozma” ve “Sonradan yürürlüğe giren Yasanın değerlendirilmesi” kurumlarında yöntem ve ihdas ediliş nedenleri bakımından farklı yargılama kurumları olduğu ve değişik alanlara ait düzenlemeler içerdiği gerçeği dikkate alındığında usulünce açılan temyiz davası ile incelenmeden kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılığın ülke sathında uygulama birliği sağlamak amacıyla önce kanun yararına bozma yolu ile giderilmesinden sonra lehe yasa değerlendirilmesi yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü Ö.. R..'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy