MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu birden fazla kişiyle birlikte işlediği halde, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2013 tarih ve 2012/1142 esas, 2013/17 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 119. maddesi kapsamındaki nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu, 5271 sayılı CMK'nın 253/1. maddesinin “b” bendi, 3. nolu alt bendi kapsamı dışında bulunduğundan, uzlaşma hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle; 25.06.2007 tarihli hasar tespit tutanağına göre, sanık ve suç ortaklarının hırsızlık eylemleri sırasında yakınanın restoran olarak işlettiği işyerini kullanılmaz hale getirip toplam 4290 TL değerinde zarar verdikleri anlaşıldığından, mala zarar verme suçunda alt sınırdan uzaklaşılmasının gerekçesiz olduğu nedeniyle, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Kasten işlemiş olduğu suçlardan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Yargılama masrafının 6183 sayılı Kanunun 106. maddesinde belirlenen 20 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi gereğince Hazineye yükletilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK'nın 53.maddenin uygulanmasına” ve “yargılama giderlerine” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine sırayla “Kasten işlemiş olduğu suçlardan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” ve “Toplam 14,40 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Kanunun 106/1. maddesinde belirlenen 20,00 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100.maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK.nın 324/4. maddesi gereğince Devlet Hazinesine yükletilmesine,” tümcelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy