MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde İle Görevli)
SUÇ : Örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte üye olmak ve yardım etmek, Yağma, yağmaya teşebbüs , İş ve çalışma hürriyetini ihlal, Tefecilik, 6136 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2009 ve 08.10.2012 tarihli tebliğnameleri ile 02.10.2012 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.10.2010 tarih, 2010/9-149- 2010/205 Esas ve Karar sayılı kararı ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak Dairemizce yakınan Hazinenin tefecilik suçundan dolayı doğrudan suçtan zarar görmesi nedeniyle davaya katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra, Üye ...'un, 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4.maddesinin son cümlesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Milletlerarası andlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmak görüşü oyçokluğu ile reddedilerek yapılan incelemede:
Hükmolunan cezanın miktarına göre, sanıklar ... ve ... savunmanı Av.... 'in duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca; O yer Cumhuriyet Savcısının, sanık ... hakkında katılan ... 'a karşı yağma, müşteki ...'e karşı iş ve çalışma hürriyetinin ihlali; katılan ... vekilinin, sanıklar ... hakkında tefecilik suçlarından cezalandırılmalarına ilişkin temyiz istemlerinin, iddianamedeki anlatım ve sevk maddelerine göre, 5271 sayılı CMK'nın 225.maddesi uyarınca usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi ayrı ayrı REDDİNE,
I-Sanık ... hakkında, örgüt kurmak ve yönetmek; sanıklar ...,hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak; sanıklar ..., hakkında, katılan ...'a yönelik yağma; sanıklar ... ve ... hakkında, katılan ... 'a yönelik yağma; sanıklar ... ve ... hakkında, yakınıcı...'e yönelik yağmaya teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında, müşteki ...'e karşı iş ve çalışma hürriyetini ihlal, sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında, müştekiler...'a yönelik yağma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Sanık ...'nun, adli sicil kaydında ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 2003/213-2004/449 sayılı 26.10.2004 tarihinde kesinleşmiş tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ..., sanıklar ... ve ... savunmanının, sanık ... ve savunmanının, sanıklar ..., savunmanının, sanık ... savunmanının ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin ONANMASINA,
II-Sanıklar ..., hakkında, tefecilik; sanıklar ..., hakkında, müşteki ...'e yönelik iş ve çalışma hürriyetinin ihlali; sanıklar ... hakkında, müşteki ...'e yönelik suçlardan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
1-Sanıklar ..., 'ye yüklenen ve 2279 sayılı Yasanın 17/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; 765 sayılı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 2005 Şubat tarihinden inceleme tarihine kadar geçmesi,
2-Sanıklar ..., 'ne yüklenen ve 765 sayılı Yasanın 201/1-4. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 2005 Şubat tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
3-Sanıklar ..., 'nin, müşteki ...'in işlettiği... Marketin geceleyin kurşunlamaları eyleminin, 765 sayılı Yasanın 188/3. maddesine uyması ve bu suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 11-12 Şubat 2005 tarihinden inceleme tarihine dolması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin, sanık ... ve savunmanının, sanık ... ve savunmanının, sanıklar ... ve ... savunmanlarının, sanık ... savunmanının, sanık ... savunmanları ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III-Sanık ... hakkında, katılan ... G'a yönelik yağma; sanıklar ..., hakkında, örgüte
yardım etmek; sanık ... hakkında, müşteki ...'e yönelik iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında, müşteki ...'e yönelik iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, sanık ... hakkında, katılan ... 'a yönelik yağma suçlarından verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık ... hakkında, katılan ... 'a karşı yağma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; iddianamedeki anlatıma ve sevk maddesine göre, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 225.maddesi uyarınca bu suçtan açılmış dava bulunmadığı halde yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Sanık ... hakkında, mağdur ...'e karşı iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; iddianamedeki anlatıma ve sevk maddesine göre, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 225.maddesi uyarınca bu suçtan açılmış dava bulunmadığı halde yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3- Oluş ve dosya içeriğine göre, yakınan ... 'ın borcuna karşılık borçla ilişkisi bulunmayan katılan ... 'dan zorla ve tehditle 35.000 TL para alınması suçuna sanık ...'in de katıldığı sabit olduğu halde, bu suçtan cezalandırılması yerine, beraatine karar verilmesi,
4- Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık ...'in müşteki ...'ün ... isimli işyerindeki müşterileri rahatsız ederek, işletmeden uzaklaşmalarına diğer sanıkların yanında bulunarak suça katıldığı anlaşıldığından, üzerine atılı suçtan mahkumiyeti yerine, beraatine karar verilmesi,
5- 5237 sayılı TCK'nın 220/7.maddesinde hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 85.maddesi ile sanıklar lehine değişiklik yapıldığından, sanıklar ..., in hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının, sanık ... savunmanının, sanık ... savunmanlarının, sanık ... ve savunmanının ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen, CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da, anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;
1-Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3-Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”; 37. maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5-CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
6-Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy