MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, Suç işlemek için örgüt kurma, Suç işlemek için kurulan örgüte üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2012 günlü kenar yazısı ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Yağma suçunun gündüz vakti, silah kullanılarak, birden fazla kişi ile birlikte, işyerinde, örgüt kapsamında, örgüte yarar sağlamak amacıyla işlendiği anlaşılıp kabul edildiğine göre, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a), (c), (d) ve (g) bendi ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden anılan maddenin (b) bendiyle hüküm kurulması ve yağma suçunun sanıklar tarafından el ve işbirliği içerisinde birlikte işlendiği, silahlı olarak diğer sanıkla birlikte otele gelen sanıklar ... ve ...'nun eyleme doğrudan katıldığı dikkate alınmadan, adı geçen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 39/1. maddesi ile indirim yapılması sureti ile eksik cezaya hükmedilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından, “5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin” uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak, yerlerine “Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanıklar hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Sanıklara yüklenen ve 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; 765 sayılı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının kabul edilen suç tarihi olan 14.09.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III-Sanıklar ... hakkında suç işlemek için örgüt kurma, sanıklar..... hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma; sanık ... hakkında yağma ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
1- Bir ceza davasının konusu, fertlerin hayatlarından alınan belli bir kesitin ceza hukuku ve ceza yargılaması hukuku bakımından değerlendirilmesidir. Ayrıca iddianamede belirtilen maddi vakıalar karışımı ile sınırlandırılan insan davranışlarıdır. Ancak kesin hükmün önleme etkisinde fiilin aynılığı unsuruna başvurmak gerekir. Fiilin aynı olduğu durumlarda da davanın kapsamına girilerek bu konuda yargılamanın yapılarak, hüküm vermek gerektiği sonucuna varılmalıdır. Bu fiiller sonradan ayrı bir davanın konusu da olmamalıdır. Ceza yargılamasında her uyuşmazlık için ayrı bir yargılama yapılması temel ilkedir. Ancak bağlantılı uyuşmazlıklar bakımından yasaların bu kuraldan ayrıldığı görülmektedir. Bağlantının varlığı halinde yargılamanın birleştirilmesi, bekletici sorun veya nisbi yargılama kavramları ortaya çıkar. Birleştirme için uyuşmazlıklar arasında bağlantı olmalıdır. Sanıklar hakkında aynı suçlardan açılmış olan davaların aralarında bağlantı olup, birleştirmenin faydalı olması halinde birleştirilip yargılamanın yapılması asıldır. Birleştirmede fayda ve olanak koşulları yargıca bırakıldığından birleştirmede ihtiyarilikten bahsedilmekte ise de yargılamanın tümü bakımından faydalı olacağı durumda davaların birleştirilmesi yoluna gidilmelidir. Kaldı ki dava konuları aynı veya eylemin başlangıç ve bitiş süreçlerindeki suç örgüsünün tümünün birlikte ortaya çıktığı durumlarda birleştirmenin zaruret olduğu düşünülmelidir.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanıklar ..., ..., ... ve arkadaşları hakkında, cürüm işleyene yardım suçundan ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 20.07.1998 gün, 1998/475 Esas sayılı İddianame örneğinin dosya içinde bulunduğu,
Uyap'tan yapılan sorgulamada;
-Sanıklar ..., ..., ... ve arkadaşları hakkında suç işlemek için örgüt kurma, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, kasten yaralama, izinsiz silah taşıma, tehdit, yaralamaya azmettirme suçlarından ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/212 Esas sayılı,
-Sanık ... ve arkadaşları hakkında suç işlemek için örgüt kurma, kasten yaralama, yaralamaya teşebbüs ve tehdit suçlarından ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/261 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılıp hüküm verildiğinin anlaşılması karşısında;
Suçun başlangıç ve bitişi arasında gerçekleşen hareketlerin bir bütün halinde değerlendirilip, eylemlerin nitelemesinin de buna göre yapılması ayrıca sanıkların bir bütünlük arzeden eylemlerine farklı sonuçlar yükleyip aynı eylemler sebebiyle birden fazla hüküm verilmesine neden olunmaması için öncelikle sanıklar hakkında suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek için kurulan örgütü yönetmek, üye olmak, yardım etmek suçlarından derdest olan dava dosyalarının bulunup bulunmadığı araştırılıp, tespiti halinde ise olanaklı ise birleştirilmesi sağlanıp, olanaklı değilse diğer dosyalarıyla temyize konu dosya dışında yukarıda belirtilen dosyaların celp olunup, incelenip onaylı örneği dosya içerisinde bulundurulup; sanıklar hakkında bahsi geçen suçlardan mükerrer dava olup olmadığı konusundaki duraksamalar giderildikten sonra, sonucuna göre sanıklar hakkında atılı suçtan karar verilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi,
2-) Sanık ... yönünden yapılan incelemede ise;
a-) Sanık ...'ın 24.01.2002 tarihinde, tutuklu bulunduğu Cezaevi Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği dilekçesinde, 1994 yılında birliğine katıldığını, terhis edildiği 27.11.1995 tarihinde izinli olarak ...'e geldiğinde kesinleşen cezalarının infazı için cezaevine alındığını ve 10.02.1997 tarihinde cezaevinden şartla tahliye edildiğini belirtip, dilekçe ekinde 30.05.1994 tarihinde birliğine katılıp, 04.10.1995 tarihinde terhis mahiyetinde izinli olarak ayrıldığı ve 17.10.1995 tarihinde cezaevine alınıp, 10.02.1997 tarihinde şartlı tahliye edildiğine ilişkin belgeler sunduğu,
Yakınanın;
02.10.2001 tarihli Savcılık beyanında, 1995 yılında otelinin kurşunlandığını, emniyetin geldiğini,
21.01.2002 tarihinde ...Asliye Ceza Mahkemesinde alınan beyanında, 1995 yılında oteline sanık ... tarafından ateş edildiğini ve emniyete şikayette bulunduğunu, ancak faili meçhul kaldığını, 10.11.2004 tarihli oturumda, “... otelinin kurşunlanma olayını sanık ...'un kendisinin yaptırdığını kendisinin söylediğini...” beyan ettiğinin anlaşılması karşısında öncelikle;
Yakınanın otelinin kurşunlanmasına ilişkin olayın hangi tarihte gerçekleş- tirildiğinin tespiti için, sözkonusu olaya ilişkin tahkikat evraklarının onaylı örnekleriyle sanık ...'ın bağlı olduğu Askerlik Şubesi Başkanlığı'na ve ilgili İnfaz Kurumu Müdürlüklerine müzekkere yazılarak sanığın askere alındığı tarih, izin kullanıp kullanmadığı ve iznini kullanmışsa geçirdiği yer ve tarih aralıkları ile terhis tarihinin ayrıca hangi tarihte cezaevine alınıp tahliye edildiğinin sorulup, otelin kurşunlandığı tarih ve sanığın bu tarihte cezaevinde ya da askerde olup olmadığı tespit edilip, deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sanığın yargılamaya konu suçun faili olup olmadığı duraksamaya neden olmayacak biçimde saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-) Yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından hükmün açıklandığı 02.11.2006 tarihli oturumda, sanık ...'ın savunmanı bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... hakkında diğer yönleri incelenmeyen hükümlerle, diğer sanıklar hakkında esastan incelenen hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy