Tebliğname No : 6 - 2009/176955
MAHKEMESİ : Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/02/2009
NUMARASI : 2008/464 (E) ve 2009/68 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İşyerinde geceleyin hırsızlık yapmak suçundan sanık hakkında, 765 sayılı TCK’nın 492/1, 81/2-3.maddelerinin uygulanması sonucunda verilen 4 yıl 1 gün hapis cezası şeklindeki mahkumiyet hükmü kesinleşmiştir.
01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi üzerine lehe yasanın saptanması için dosyanın yeniden ele alındığı, sanığa isnat edilen sübut bulan eyleminin 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1,116/2-4. maddeleri kapsamında kaldığı, TCK’nın 116/2-4.maddelerinde düzenlenen suçun 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254.maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında kaldığı, mağdurun davacı ve şikayetçi olmaması nedeniyle uzlaşmanın gerçekleştiği kabulle, 5237 sayılı TCK’nın daha lehe sonuç verdiği, yerel mahkemece kabul edilmiştir.
Uzlaşmanın gerçekleşip, gerçekleşmediği ve sanık hakkında lehe yasa karşılaştırmasının 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesindeki ilkelere göre yapılıp, yapılmadığı noktasında sorun toplanmaktadır.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254.maddeleri ile 06.12.2006 gün ve 5560 sayılı yasa değiştirilerek daha geniş kapsam ve etkin sonuç verecek bir uygulamaya kavuşan uzlaşma, kanunumuza yeni giren bir kavramdır. Nasıl uygulanacağı CMK’nın 253. ve 254.maddelerinde düzenlenmiştir.
Uzlaşma şikayet müessesinden daha farklıdır. Ayrıca uzlaşma sanık lehine konulmuş, usulü bir kavram olmayıp aynı zamanda maddi ceza hukukunu da ilgilendirmektedir.
5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi ile yapılmak istenen 5237 sayılı TCK’nın önceden kesin yargı haline gelmiş olan ve 765 sayılı TCK’na göre konulmuş hükümde değişiklik yapılıp, yapılmamasının gerekip gerekmediğide saptanıp, gereğinde yeni hüküm kurmak ve sınırlı uyarlama yargılaması ile önceki hükümde sabit kabul edilen olaya önceki ve sonraki ceza yasalarını birbirine karıştırmadan, uygulanması ve her iki yasanın ayrı ayrı sonuçları ve/veya ceza sorumluluğunu kaldıran hallerin belirlenmesi gerekmektedir.
Uyarlama yargısı infazı ilgilendirir. İnfazda kazanılmış haktan da bahsedilemez.
Hal böyle olunca;
Sanığın sübut bulan eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 492/1, 81/2-3. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1, 116/2-4.maddeleri kapsamında olup, 5252 sayılı Yasanın 973.maddesi lehe hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak çıkan sonuçların birbiri ile karşılaştırılmasını zorunlu kıldığından 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4.maddesi kapsamında kalan suç için öncelikle uzlaşma çözümlenmesine başvurulmalı, ulaşılan sonuca göre lehe Yasanın saptanması gerektiği dikkate alınmadan uzlaşma kavramına yanlış anlam yüklenip, Lehe yasa değerlendirmesinde yanılgıya düşürülerek hatalı tespit yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Y.. N.. savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, maddi ceza hukukuna ilişkin infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy