MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanığın suç ortağı olan diğer sanık ... ile birlikte hareket ederek yakınanların oturduğu binalara girip merdiven boşluğundaki korkuluk demirlerine zincirli kilit ile bağlı olarak duran bisikletlerini, yanlarında getirdikleri kerpeten ile kilit sistemini zor kullanıp keserek çalmaları şeklinde gelişen eylemleri 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesine uyduğu halde aynı Yasanın 491/4. maddesi ile uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından ve lehe kanun değerlendirmesi kapsamında 5237 sayılı TCK'ya göre birden fazla kişiyle konut dokunulmazlığının ihlal suçundan değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz incelemesindeki denetleme sırasında, 765 sayılı Yasaya göre verilen sonuç cezanın her durumda ve açıkca sanıklar yararına olduğu anlaşıldığından, anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; sanık ...'in temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA;
II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
765 sayılı TCK’nın 2/2. maddesi, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere her iki düzenlemede, ceza hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olan ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdiği andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istinasını oluşturan ve failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması anlamına gelen “geçmişe etkili uygulama” veya geçmişe yürürlük ilkesine yer vermiştir.
Somut olaya ilişkin lehe kanunun belirlenmesinde sadece belirli bir hüküm göz önünde bulundurulamaz. Kanun hükümlerinin olaya bir bütün olarak uygulanarak sonucuna bakılmak suretiyle lehe kanun belirlenmesi yoluna gidilmelidir. Bu düşünceyle 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi ile özel hüküm de konulmuştur. Bu arada suç ile sanık arasındaki bağlantısını kesen ve sanığın cezalandırılmasını önleyen yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunlu olan zamanaşımına ilişkin hükümlerin zaman bakımından uygulama sorunu da vardır.
1982 Anayasanın 38/2. maddesinde dava ve ceza zamanaşımına ilişkin kanun hükümlerinde değişiklik yapılması durumunda maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama kurallarının geçerli olacağı kabul edilmiştir. Buna göre genel yargılaması devam eden dava için dava zamanaşımına ilişkin sürelerde değişiklik yapan sonraki kanun lehe hüküm içeriyorsa bunun da geçmişe etkili olarak 03.06.1942 gün 36/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında “Suçun gerektirdiği cezanın üst sınırı dikkate alınmalıdır ve zamanaşımı süresi her suç için ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Yani ceza bağımsızlığını koruduğundan her suç için ayrı ayrı uygulanmalıdır. Zamanaşımı suç ile sanık arasındaki bağlantıyı keser, sanığın cezalandırılmasını önlemektedir. Bu bağlamda zamanaşımı uygulaması her aşamada dikkate alınmalıdır.” şeklinde ana hatları ile açıklandığı üzere, zamanaşımı süresi ceza bağımsızlığını koruyan her suç için ayrı ayrı uygulanacaktır. Tek istisnası 5252 sayılı Yasanın 9/4. maddesidir. Bu bağlamda somut olaylara gelince;
Sanığın eylemi, 765 ve 5237 sayılı Yasaların her ikisinde de suç olarak tanımlanmış olup, isnat edilen eylem 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522 (pek hafif), 55/3, 59. ve 5237 sayılı TCK’nın ise 142/1-b, 31/3, 62; 151/1, 31/3, 62; 116/1, 119/1-c, 31/3, 62. maddelerinde öngörülen ve ceza bağımsızlığını koruyan suçları oluşturmaktadır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın ve 5237 sayılı Yasanın içerdiği suçlar yönünden uygulamaya göre, 5237 sayılı Yasa açıkça sanık lehine olduğundan;
Sanığın eylemine uyan ve zamanaşımı bakımından lehe olan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 31/3, 62; 151/1, 31/3, 62; 116/1, 119/1-c, 31/3, 62. maddelerinde tanımlanan hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçları için öngörülen cezaların türü ve üst sınırlarına göre aynı Yasanın 66/1-e, 66/2, 67/3-4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımının, suç tarihi olan 05.05.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK' nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 09.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy