Tebliğname No : 6 - 2011/394507
MAHKEMESİ : Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2008
NUMARASI : 2008/315 (E) ve 2008/369 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümlünün yokluğunda verilen 06.06.2005 günlü kararda, yasa yoluna başvuru mercii ve yönteminin belirtilmemesi suretiyle, tebliğin T.C.Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun hükümlü tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinde hüküm kurulması,
2-Hükümlünün, temyiz dışı diğer hükümlülerle birlikte 3 kişi olarak yakınanın iş yerine gece vakti girip, sağlam ve muhkem olan kapı kilidini kırarak içeriye girip, 2 adet eksoz ile 1 adet çekiç çaldığı, başka suçtan yakalandığında suçunu itiraf edip 1 adet eksozun yerini göstererek soruşturma aşamasında kısmi iadeyi sağladığı ve yakınanın şikayetçi olduğu ve uzlaşmak istemediğinin anlaşılması karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, hükümlünün eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522(pek hafif), 59. maddesiyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, 143, 168/1-4 (yakınanın kısmi iadeye rızasının olması durumunda) 62, 53, 116/2-4, 119/1-c, 62, 53, 151/1, 53. maddeleri kapsamında olup, sonucuna göre lehe yasanın saptanması gerektiği dikkate alınmadan 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddelerine aykırı davranılması;
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Hükümlünün diğer hükümlülerin eylemi sırasında gözcülük yapmak suretiyle suça doğrudan katıldığı halde, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Yasanın 37. maddesi yerine 39. maddesi ile uygulama yapılması,
2-5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüde düşük miktarlar esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması;
3-Başka suçtan yakalanan hükümlünün bu suçunu da itiraf edip çaldığı eksozlardan birinin yerini göstermek suretiyle kısmi iadeyi sağladığı anlaşılmakla,yakınana kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin sonucu olarak hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-İş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından da hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü M.. B..'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy