MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Kısmen mahkumiyet, Kısmen şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanıkların mala zarar verme suçundan verilen düşme kararını, sanıklar savunmanı tarafından temyizde hukuki bir menfaat bulunmadığından bu suç yönünden temyiz talebinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Hırsızlık ve Konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanıkların, adli sicil kaydında yer alan mahkumiyet kararlarının kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir örnekleri denetime olanak verecek şekilde getirtilip sonucuna göre haklarında TCK'nın 58.maddesi uyarınca değerlendirme yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-İddianamede 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, sanığa CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, anılan Yasa maddesinin uygulanması,
2-Sanıkların çaldıkları bir kısım malları sakladıkları yeri göstererek yakınana iade edilmesini sağlamaları karşısında, yakınanın kısmi iadeye onay verip vermediği belirlendikten sonra, sonucuna göre, haklarında 5237 sayılı TCK'nın 168/3-4 maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanıkların, yakınanın işyerinden çaldıkları zeytinyağlarını dışarı çıkararak sakladıktan sonra tekrar aynı yere geri döndüklerinde yakalandıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların ilk eylemlerinin tamamlandığı, ikinci eylemi ise teşebbüs aşamasında kaldığı dikkate alındığında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden 35. maddenin uygulanması,
4-Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyu açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyu dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi,
5-Suçları birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde ‘müştereken ve müteselsilen tahsiline’ biçiminde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış haklarının korunmasına, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy