MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının incelemesinde;
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK.nın 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra Üst Cumhuriyet Savcısı hükmü temyiz ettiğinden, anılan Yasanın 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin REDDİNE,
II- Hükümlü’nün temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre: sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
1- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; olay günü geceleyin suç arkadaşları ile birlikte yakınanın aracının camını kırarak içeriden oto teybi çalan hükümlünün eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b ve anılan Yasanın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçunu da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda bir değerlendirme yapılmaması,
2-Eylem geceleyin işlendiği halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143.maddesinin uygulanmaması,
3-5237 sayılı TCK.nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif” ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da değerlendirilip, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, öngördüğü koşullar gerçekleşmemesine karşın, sanık hakkında aynı Yasanın 145. maddesi uyarınca indirim yapılması,
4-Suç tarihinin 12/06/1995 olduğu olayda, 15/03/1978 doğumlu hükümlünün suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş grubunda yer aldığı dikkate alınarak cezadan 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca 1/2 indirim yerine, 1/3 indirim yapılarak fazla cezaya hükmolunması,
5-Hükümlünün suç tarihi itibariyle 15-18 yaş gurubunda olduğu gözetilerek hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların 5237 sayılı TCK’nun 50/3. maddesi uyarınca, anılan Yasa maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin düşülmemesi,
6-Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 493/1-son, 522/1, (hafif), 55/3. maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 151/1, 31/3. maddelerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, suçun işlendiği tarihte 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 24. maddesine göre, uzlaşma hükümlerine bağlı bulunması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “uzlaşma” başlıklı 253. maddesi hükümlerinin öncelikle uygulanması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
7-Suç tarihi itibariyle hükümlü hakkında, 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, kararın açıklanan nedenlerle, tebliğname gibi BOZULMASINA, infaz aşamasındaki hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy