MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınanların aşamalarda değişmeyen anlatımlarında evin giriş kapısının kilitli olduğunu söyledikleri, olayın ardından kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tespit tutanağında ve olay yeri inceleme raporunda giriş kapısında zorlama izi olmadığının belirtilmesi karşısında sanıklar tarafından suç tarihinde yakınanların ikametinin giriş kapısının zorlama olmaksızın anahtar veya bunun yerine geçen sair aletle açılarak içeriden bir kısım eşyaların alınması şeklinde gerçekleştirilen eylemin 765 sayılı TCY'nin 493/2-son, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasa'nın ise 142/2-d maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi; sanıkların eyleminin, 5237 sayılı Yasada hırsızlık suçu yanında ayrıca mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıkların sabit kabul edilen eylemleri nedeniyle 5395 sayılı Yasa'nın 24. maddesindeki uzlaşma kapsamı dışında kalan 5237 sayılı TCY'nin 142/2-d (493/2-son) maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu aynı Yasanın 142/1-b(491/4-son) maddesine göre uygulama yapılarak uzlaşma kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, uzlaşma nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilemez. Aksi halin, sanıkların; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmalarının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına,
adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 Esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanıklar hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Birlikte suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine yazılı biçimde uygulama yapılarak 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkartılıp, yargılama giderinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına cümlesi eklenmek suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy