MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5237 sayılı TCK’nın 31/3.maddesinin, 168. maddesinden sonra uygulanması suretiyle aynı Yasanın 61/5. maddesine aykırı davranılması sonuca etkili olmadığından; mağdurun olayın hemen akabinde 25.03.2010 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde: “...saat 13.30 sıralarında parkta bulunduğum sırada kendisini birkaç defa görmüş olduğum ... isimli şahıs yanıma geldi ve bana 'Cep telefonunun var mı' dedi, ben de 'var' dedim, markasını sordu, ben de söyledim, bunun üzerine şahıs etrafı kontrol etti, kendisine para ya da cep telefonu vermemi söyledi, ben de veremeyeceğimi söyledim, ... ve ... isimli şahıslar da yanımıza geldi, ... cep telefonumu almakta ısrar ederken bu iki şahıs da başımızda dikiliyordu, ben vermemekte ısrar edince ... bana 'Senin gibi vermeyenler oldu, onlardan almasını bildik, korkacak birşey yok, neyini alırsak yarın getirip vereceğiz' diye ısrar etti, ben de korktuğum için telefonumu, hafıza kartı ve sim kartını çıkartıp verdim. Cep telefonumu aldıktan sonra 'Polise gitmememi, polise haber verirsem benim için iyi olmayacağını' söyleyerek yanımdan ayrılıp gittiler. Ben cep telefonumu korktuğum için verdim. Benim cep telefonumu ... isimli şahıs aldı, diğer iki şahsın hiçbir etki ve tehdidi olmadı.' şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin TCK'nın 149/1-c maddesine uyan yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından; sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231.maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının tartışmasız bırakılmış olması da bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/2. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından zorunlu savunman ücretinin sanıktan tahsiline ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy