Tebliğname No : 6 - 2013/136716
MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2007
NUMARASI : 2006/367 (E) ve 2007/429 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Ankara 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.10.2003 gün,2003/798 Esas ve 2003/1038 Karar sayılı hükümlülük kararının sanık O.. K.. yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın sanık M.. M.. savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2005 günlü kararı ile 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık O.. K.. için de geçerli sayılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık O.. K.. da yararlandırılarak 15.5.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için, aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü O.. K.. hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık M.. M.. hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu,hırsızlık suçunun,gece vakti birden fazla kişi tarafından birlikte yakınana ait iş yerine girilmek suretiyle işlenmiş olması nedeniyle;eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra anılan Yasanın 116/2-4,119/1-c maddelerinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden,sanık M.. M.. hakkında bu konuda değerlendirme yapılmaması,
3-Sanık M.. M..'in hakkında verilen hüküm kesinleşen hükümlü O.. K.. ile birlikte yakınanın iş yerinden 15 adet bilgisayar kasasını hırsızladıkları, hükümlü O..Y..'in olaydan sonra kendiliğinden teslim olarak olayı ve faillerini kolluk görevlilerine bildirmesi neticesinde sanık M.. S..'ın yakalandığı ve iş yerinde yakınana ait bazı bilgisayar parçalarının ele geçirildiği, hükümlü O..Y..'in sattığı bilgisayar parçalarından elde ettiği 190 TL parayı da yakınana iade ettiğini beyan ettiği, bu durumun ise kısmi iadeyi oluşturduğunun anlaşılması karşısında; yakınana kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre sanık M.. M.. hakkında 5237 sayılı Yasanın 168. maddesiyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Sanık M.. M.. hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
5-Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi gereğince sanık M.. M..'in hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş,sanık M.. M.. ve hükümlü O.. K.. savunmanlarının temyiz itirazları ile hükümlü O.. K.. yönünden tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü O.. K.. hakkında diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanık M.. M.. hakkında 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 17.2.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy