Tebliğname No: 6 - 2013/185697
MAHKEMESİ : Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 01/06/2006
NUMARASI: 2005/977 (E) ve 2006/293 (K)
SANIK : Ş.. D..
SUÇ: Hırsızlık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/06/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık Ş.. D.. tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Edremit Asliye Ceza Mahkemesinin 22.5.2003 gün, 2002/343 Esas ve 2003/347 Karar sayılı hükümlülük kararının hükümlü F.. D.. yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın aynı dosyada sanık olan Ş.. D..'ın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.10.2005 günlü kararı ile 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için,“diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık F.. D..'un da yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma
ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık F.. D.. da yararlandırılarak 1.6.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin düzenleniş amacı, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü F.. D.. hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık Ş.. D.. hakkındaki davanın farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
2-Sanık Ş.. D.. hakkındaki, karşı temyiz olmaksızın bozulan ilk kararda 363.450.000 TL adli para cezası ile hükümlülüğüne karar verildiği, 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca para cezalarında bir Yeni Türk Lirası artıklarının hesaba katılamayacağı,buna göre sanığın kazanılmış hakkının 363,00 TL adli para cezası olduğu halde, yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması,
3- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi gereğince sanık Ş.. D..'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Ş.. D.. ile hükümlü F.. D.. savunmanının temyiz itirazları ile hükümlü F.. D.. yönünden tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü F.. D.. hakkında diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanık Ş.. D.. yönünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 3.3.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.