MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde İle Görevli)
SUÇ : Yağma, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Üye ...'un, 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4. maddesinin son cümlesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve milletlerarası andlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesince başvurulması görüşü oyçokluğu ile reddedilmekle;
A-Sanık ... hakkında, suç işlemek için örgüt kurma, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınanlar ..., a yönelik hırsızlık suçlarından; sanık ..., hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, ...’a yönelik yağma, yakınanlar ..., ’a yönelik hırsızlık ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından; sanık ... hakkında, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, yakınanlar ...'e
yönelik hırsızlık suçlarından, sanık ... hakkında, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve ...’e yönelik hırsızlık suçlarından, sanık ... hakkında, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma ve ...’e yönelik hırsızlık suçlarından ve sanıklar ..., hakkında, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma; sanık ...'ın örgüt üyesi olma ve yakınan ...'na karşı hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ..., sanık ... ve savunmaları ile sanıklar ... sanık ... savunmanları ve sanıklar ...,’ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B-Sanıklar ... ve ...’ın, yakınan ...'a; sanık ...’ın, yakınanlar ... ve ...’a yönelik eylemleri ile ilgili kurulan hükümlerin incelenmesine gelince:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve Yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak
1-Yakınan ...’ın, "... Polis Merkezi Amirliğine yaptığı, 09.03.2009 tarihli müracaatında, eşi adına kayıtlı... plakalı araç ile bir benzinlikte misafirleriyle buluştuğunu, onların da araçları ile gelmesi sebebi ile iki araç halinde evinin önüne geldiklerini, kendi aracını park edip ineceği sırada, sanık ...’nin cama vurup silahı göstererek inmesi talimatını vermesi üzerine, henüz anahtar kontak üzerindeyken araçtan indiğini, ilk başta elinde silah olması ve olayın şokuyla müdahale edemediğini, ancak sanığın direksiyona geçmesinin ardından camdan uzanıp sanığı engellemeye çalıştığını, sanığın da aracı çalıştırması sebebi ile 15 metre kadar sürüklenip dizinden de yaralandığını" beyan ettiği, sanığın yakalanmasının ardından olaydan yaklaşık 2 ay sonraki ifadeli teşhis tutanağında da
bu anlatımından dönmeyip olayı benzer şekilde anlattığı ve sanık ...’nin de evinde yakınanın anlatımıyla uyumlu şekilde bir tabanca bulunduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle mağdurun 08.03.2008 tarihli müracaatı ile ilgili evrak dökümünün tamamı araştırılıp, varsa doktor raporu, tanık beyanları gibi belgeler temin edilip, suça konu aracın yakınanın eşinin adına kayıtlı olduğundan hareketle, aracın ruhsat bilgilerinden ve yakınanın adrese bağlı nüfus kayıt sisteminden adresi araştırılarak saptandıktan sonra, mahkemece olay ile ilgili ayrıntılı beyanı alınıp dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek eylemin hukuki vasıflandırılmasının gerektiği düşünülmeden, eksik ve yetersiz soruşturma ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Yakınan ...’ın talimat yolu ile alınan beyanlarında, “Araçta beklediği sırada kucağından çantanın çekildiği, kendisinin vermemek için direndiği, ancak çeken kişinin buna rağmen eylemine devam etmesi sebebi ile araçtan dışarı düştüğü ve çantasının bu şekilde alındığı, olay sebebi ile kolunda lif kopması olduğu ve geceyi hastanede geçirdi" şeklinde, ilk müracaatında belirtmediği bazı hususları da içerir anlatımda bulunduğunun anlaşılması karşısında her iki anlatımdaki çelişkiler giderilmeden, geçirdiği tedaviye ilişkin evrak temin edilmeden ve yakınanın kolluk beyanlarına neden üstünlük tanındığı da açıklanıp karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden, eksik incelemeyle yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Yakınan ...’a yönelen eylem ile ilgili olarak sanıklardan ... hakkında, ... 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/786 Esas sayılı dosyası ile yargılama yürütülüp 17.02.2010 tarih ve 2010/153 sayılı kararın verildiği, ancak karar örneğinin UYAP'tan alınması ile yetinilip dosyanın getirilip incelenmediği; anılan kararın ise; Dairemizin 12.09.2014 gün ve 2012/22632 Esas sayılı kararı ile tanık anlatımlarına göre, eylemin yağma suçunu oluşturabileceğinden ve birleştirme hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu,bu bağlamda hırsızlık eyleminin anahtarın üzerinde bırakılmasından faydalanıp çalınması halinde 5237 sayılı TCK’nın 141/1.maddesindeki suçu; hırsızlık eylemi tamamlanmadan önce zor kullanılarak aracın alınması halinde ise yağma suçunun oluşacağı gözönüne alındığında, sonuç itibarıyla hukuki hataların oluşmaması için öncelikle konusu aynı olan dosyanın birleştirilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde onaylı örneğinin dosyaya getirilmesinden sonra eylemin hukuki vasfının ve sanıklara uygulanacak hukuk normunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 12.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da; anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtay'ın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;
1-Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama Hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3-Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”; 37. maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5-CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
6-Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy