MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Tefhimle infaza esas olan kısa kararda sanıklar ... ve ... hakkında 142/1-e, 143, 168/1, 62, 53. maddeleri uygulanmak suretiyle 15.12.2011 tarihinde hükümlülük kararı verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında aynı uygulamaya yer verildiği, gerekçeli kararın delilllerin değerlendirilmesi bölümünde ise; sanıklar ... ve ...'nın adet gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçunu, iddia, sanıklar ... ve ...'ın müdafi huzurundaki soruşturma ifadeleri, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi raporu, olay yeri inceleme tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığından sanıklar hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetleri yerine beraatlerine yazıldığı, cümlenin süregelen yazımından ise bu hususun tamamen maddi yazım hatası olduğu açıkça anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Ancak;
Sanıkların TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.