Tebliğname No : 6 - 2013/256395
MAHKEMESİ : İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2010/284 (E) ve 2013/24 (K)
SUÇ : Suç işlemek için örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma, Yağma, kasten yaralama, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar A.. G.. ve A.. K.. tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda sanık A.. K..'na gönderilen duruşma gününü bildiren davetiyeye, "böyle bir adres olmadığı" şerhi düşülerek Dairemize iade döndüğü, sanık A.. K.. savunmanı " Av. M.. D..'e gönderilen davetiye taşınmış olduğundan Dairemize iade döndüğü, sanık savunmanı Av. S.. O..'ın ise duruşma gününden usulen haberdar edildiği halde bir mazeret de bildirmediği anlaşıldığından adı geçen sanık yönünden duruşmasız olarak, sanık A.. G.. hakkında duruşmalı olarak dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık A.. G.. hakkında yağma suçu yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık Ali’nin katılan Nazif’ten 2006 yılından itibaren olmayan bir alacağı bahane edip para istemeye başladığı, katılanın vermeye yanaşmaması üzerine katılanın Düzce’deki fabrikasının müdürü ve aynı zamanda kayınbiraderi olan diğer katılan Kadir’i 19.12.2006 günü sabah 08:00 sıralarında çocuğunu okula bırakıp kendi arabasına binmek isterken sanıklar Ali ve Fevzi'nin kaçırdıkları, bir iki saat dolandırıp ofis tarzı mobilyaların olduğu bir binaya soktukları, burada katılanın üzerindeki 400 TL para, ailesinin fotoğrafları ve kartlarının olduğu cüzdanını aldıkları, buna rağmen katılanı bırakmayıp dolaştırdıkları, diğer katılan Nazif’e ulaşıp para istedikleri, Nazif’in para vermeye yanaşmadığı bunun üzerine sanıkların katılan Kadir’i bırakmayıp birkaç gün tuttukları, sanıkların ısrarlı aramaları üzerine Nazif’in Kadiri bırakmaları karşılığında para ödemeyi vaadettiği, ancak daha sonra sanıkların telefonlarına çıkmadığı sanıkların da buna kızıp Kadir’i 22.12.2006 günü gece saat 01:00 sıralarında bacağına kurşun sıkıp nitelikli bir şekilde yaralayarak bıraktıkları, ancak sanıkların katılanı sürekli takibe ve para istemeye devam ettikleri ve son olarak incelememize konu dosyanın iddianamesinde anlatıldığı üzere 14.11.2008 günü katılan Nazif’i bir arkadaşını ziyaretten dönerken takip edip 17:30 sıralarında kaçırdıkları, bir kaç gün bırakmayıp bir çiftliğe götürdükleri burada bir odaya kapatıp daha önceden istedikleri parayı temin etmesi konusunda tehdit ettikleri, bir akşam üstü odadan çıkartıp salona aldıkları, "yeter lan sen bizi bıktırdın parası da bitti bu işin sonuna geldik" diyerek katılanı silah kabzası ile darp edip üzerindeki 1000 dolar, 1800 euro ve 150 TL parayı aldıkları, katılanı ise zorla tutmaya devam ettikleri ve ancak katılanın 300 bin doları vereceğini ilk başta 100 bini hazır edeceğini söylemesi üzerine bırakmaya karar verdikleri, katılanın bu amaçla şirket müdürünü aradığı ve para hazırlamasını istediği, katılanın ailesinin kolluk görevlilerine haber vermesi sebebi ile kolluk görevlilerinin sanıkların kullandıkları araçtan haberdar oldukları ve sanıklar ve katılan araç ile parayı almaya giderken otoban gişelerinde tertibat alan kolluk görevlileri tarafından yakalandıkları olayda;
1) TCK 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek bir hiyerarşik bir ilişki bulunması, bu kişilerin örgüt araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir.
Suç işlemek için anlaşmada ise; suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak örgütlenme yoktur.
Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve/veya suçları işlemek amacıyla kurulduğu da tespit edilmelidir. Çünkü örgütün amacı bir suç programını gerçekleştirmektir. Yani belirsiz sayıda suç işlemektir. Suç sayılmayan ancak hukuka aykırılık teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek için kurulmuş ise amacı kanunda suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek olmayan bir örgütlenme bu anlamda algılanamaz.
Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma, suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare, delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede suç örgütünün bir veya birkaç amaç suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair TCK 220/1.maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır.
Suç işlemek için örgüt kurmak iştirak kavramına yakındır. Ancak birkaç noktada iştirakten ayrılır. İştirak şerikler arasında anlaşma net bir şekilde belirlenmiş olan bir veya birden fazla suç işlemek içindir. İşlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdur bellidir. İştirak gereği suç işlendiğinde anlaşmanın gereği yerine gelmiştir. Yeni bir suç işleme söz konusu değildir.
Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder. Örgüte iştirak eden failler işlenen suçtan dolayı iştirak gereği cezalandırılır, yani katkıda bulunana uygulanır. Örgüt kurucuları kendi başlarına veya başkaları ile anlaşma yapılmasını başlatandır. Faaliyeti ile örgütün doğmasına sebebiyet vermektedir. Örgüt yönetenler ise üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyen, koordine edenlerdir. Örgüte sonradan katılmak ile iş bölümü gereği bir görev üstlenen örgüt üyesi olur. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen, yardım eden kişi de örgüt üyesi sayılacaktır.
Suç örgütü vasıtasıyla suç teşkil eden fiil gerçekleşmelidir. Yasal dayanak olmaksızın yalnızca isnat edilen suçların aynı olduğundan bahisle (özellikle suç örgütü kuran veya yönetme adı altında) uygulama da yapılamaz.
Somut olaya gelince;
Sanıkların Katılan Nazif’ten para almak amacıyla bir araya geldikleri, Ali ve Fevzi'nin bu amaçla Kadir'i de kaçırdıkları daha sonra bu kez Aziz'in de katılımıyla doğrudan Nazif’e yönelik bir eylem gerçekleştirdikleri, UYAP üzerinden sanıkların devam eden yargılamaları kontrol edildiğinde dosyamıza konu eylemleri dışında ortak bir eylemleri olmadığı, sanıklardan Fevzi’nin diğer sanıklar ile aynı ilde dahi ikamet etmediği, Fevzi ve Ali’nin uzun süredir arkadaş olup aralarında birinin diğerini yönettiğine dair bir ilişkinin bulunmadığı, Fevzi ile Aziz’in ise bu olay öncesinde yeni tanıştıkları, sanıkların sabıka kayıtlarında da ortak işledikleri suç olmadığı, haklarında örgüt kapsamında veya başka bir sebeple teknik takip veya iletişimin dinlenmesine dair karar da bulunmadığının anlaşılması karşısında, gerektiğinde sanıkların beraber işledikleri başka yargılamaları olup olmadığı ve aralarında sürekli bir iletişimin varlığını belirleme açısından her iki eylemleri arasını kapsayan iletişimlerinin tespitinden sonra devamlılık içeren, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip, aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın olup, olmadığı, varsa ne şekilde olduğu veya amaç suç veya suçları işlemek için bir örgütlenme içinde olduklarını ve konumlarını gösteren delillerin nelerden ibaret olduğu her bir suç için sanıkların duraksamaya yer bırakmayacak şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan sanıkların örgüt kurucusu ve yöneticiliği kabulle cezalandırılması, sanıkların mağdura karşı eylemlerini örgüt faaliyetinde işlediğini gösteren kanıtların karar yerinde değerlendirilmemesi,
2-Sanıklar Ali ve Fevzi hakkında Kadir’e yönelik eylemleri sebebi ile 5237 sayılı Yasanın 149/1-a-c-g bentleri ile ve tüm sanıklar hakkında Nazif’e yönelik eylemleri sebebi ile 149/1-a-c bentleri ile hüküm kurulduğu, yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleştiği kabul edilen yağma eylemlerin olayın başlangıç ve bitiş süreçleri gözönüne alındığında konutta gerçekleştiği, bu bağlamda 5237 sayılı Yasanın 149.maddesinin (d) bendinin değerlendirilmesi ve ayrıca (1) numaralı bozma sebebine göre de Kadir’e yönelik eylemde (g) bendinin uygulanma koşullarının bulunmadığının anlaşılması TCK 61.maddesindeki ölçütler de gözetilerek temel cezanın miktarının yeniden saptanması,
3-Katılan Nazif hakkında Adli Tıp Kurumu Beyoğlu Şube Müdürlüğünden alınan 28.11.2008 tarih ve 3718 sayılı rapora göre; katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmayan, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüdeki yaralanmasının, TCK.nun 149/2. maddesi uyarınca yağma suçunun unsuru olduğu gözetilip, kasten yaralama suçundan ceza verilemeyeceği düşünülmeden, sanıklar hakkında katılan Nazif’e yönelik eylemlerinden dolayı ayrıca TCK.nın 86/1. maddesiyle mahkumiyet hükmü kurulması,
4- (1) numaralı bozma sebebine göre yakalandığında sanık F.. A..'ın üzerinden elde edilen ruhsatsız silahtan dolayı sanık Ali'nin sorumlu tutulamayacağı, ruhsatsız tabanca taşımak ve bulundurmak eyleminin sanık Fevzi yönünden bağımsız bir suç olduğu gözetilmeden; örgütün kurucusu olduğundan bahisle sanık A.. G.. hakkında da 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hüküm kurulması,
5-Sanık A.. K.. hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan açılan dava bulunduğu halde bu konuda hüküm kurulmaması,
6-İddianamede katılan Nazif’i kaçırılmasında kullanılan ..LNC .. plakalı aracın müsaderesi talep edildiği ancak bununla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
7- (1) numaralı bozma sebebine göre sanıklar hakkında kurulan tüm mahkumiyet hükümlerinde 5237 sayılı Yasanın 58/9. maddesinin uygulanması hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar A.. G.., F.. A.. ve A.. K.. savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanık A.. G.. savunmanı Avukat M.. B.. Ö..’ın, duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık A.. G.. hakkında yağma suçu yönüyle duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükümlerin açıklanan nedenlerle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle verilen karar 12/03/2014 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ö.. E..'un katıldığı oturumda, sanık ve savunmanının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy