MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Katılan tüm aşamalarda, "Evlenmeden önce kendi babasının, sanık ... ve babası ...'ye mehir bedeli olarak 50.000.-TL'lik senet imzalattığından dolayı sanığın da kendisine ayrılma durumunda bu parayı talep etmeyeceğine dair sözleşme imzalattığını, ardından da 150.000 TL'lik senedi ensesinden tutup imzalamadığı takdirde evden kovacağını söyleyerek zorla imzalattığını" beyan ettiği; ev aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmamakla birlikte, sanığın kendi rızasıyla polis merkezinde katılanın bahsettiği 1 adet sözleşme ile 1 adet katılanın el yazısı olan not kağıdını teslim ettiği ve evlenmeden önce imzalatılan sözleşmeye karşılık eşi olan katılandan suça konu sözleşmeyi imzalamasını istediğini belirtmesi karşısında; delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 14.03.2016 tarihinde Üye ...'un muhalefetine karşın oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
19.7.2010 tarihinde evlenen mağdure ile sanık arasında geçimsizlik vardır. Olaydan önce mağdure boşanmak için 9.2.2011 tarihinde dava açmış, bilahare sanıkla barışınca, 14.2.2011 tarihinde davasından vaz geçmiştir. Bir araya gelmelerinden sonra da aralarındaki geçimsizlik devam etmiştir. Mağdure ve sanık evlenmeden önce aileleri arasında, orta Anadolu'nun bazı yerlerinde hâlen uygulanan örneği dosyada mevcut 'Eşya ve Ziynet (Çeyiz) Senedi' düzenlenmiş, boşanma hâlinde verilen eşyanın dava tarihindeki değerinin (50.000.- TL) damat ve babası tarafından kız tarafına verileceği kabul edilmiştir. Suç tarihi olan 11.3.2012 taraflar tartışmışlardır. Bu sırada sanığın mağdureye, “Ayrılırsak herhangi bir bedel ve hiçbir hak talep etmeyeceğine” ve “Babamın aldığı senetten haberi olmadığına” iki belge ile 150.000.- TL'lik senedi cebir ve tehditle imzalattığı ileri sürülmektedir. Mağdurenin şikâyeti üzerine karakola giden sanık, kendi rızası ile iki belgeyi teslim etmiş; 150.000.- TL'lik senet aldığı iddiasını ise kabul etmemiştir. Söz konusu senet ele geçmemiştir. İfadeleri çelişkili olan mağdure, iddialarını devamlı genişletmiştir. Soruşturma aşamasındaki ifadelerinde silahtan bahsetmeyen mağdure, talimatla alınan 11.9.2012 tarihli ifadesinde, “Sanığın kendisine bıçak ve kurusıkı tabanca çektiğini” söylemiştir. Davamıza konu olaydan sonra 25.4.2012 tarihinde mağdure dava açmış ve taraflar Develi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/220-335 Esas ve Karar sayılı dosyasında anlaşmalı olarak 9.5.2012 günü boşanmışlardır. Bu dosya içerisinde bulunan mağdure ile sanığın imzaladığı 9.5.2012 günlü protokolde, mağdurenin tazminat, nafaka ve istihkak talebinde bulunmayacağı, ziynet ve eşyasını aldığı belirtilmiştir. Mağdureye zor kullanıldığına dair bir rapor da yoktur. Sanığın aleyhinde, yağma suçunu işlediğine ilişkin mahkûmiyetine yeter nitelikte, mağdurenin çelişkili ve inandırıcı olmayan iddialarından başka kanıt bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle mahallî mahkemenin, sanığın beraatına dair kararının onanması gerektiği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy