MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın eylemine uyan ve 765 sayılı Kanunun 491/4.maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun cezasının üst sınırlarına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının 26.05.2005 olan suç tarihi ile inceleme tarihi arasında geçtiğinin anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... Alınca savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zaman aşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 06/11/2014 tarihinde Üye ...'un muhalefetine karşın oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık ... Alınca hakkında, kimliği belirlenemeyen bir bayan arkadaşı ile müdahil ...’ın evine gelerek devir yapacaklarını söyleyip, para ve altın istedikleri, müdahilin getirdiği bilezik ve künyeyi alarak (tavcılık suretiyle hırsızlık yaparak) gittiklerinden bahisle TCK’nın 491/4, 522.maddeleri uyarınca cezalandırılması için dava açılmış; ... 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında müdahilin “Başına kötü bir şey geleceği endişesine kapılıp telefona sarıldığından, kadınlardan bir tanesinin kolları ile kendisini sarıp sıktığını, bu sırada parmağının kırıldığını, sanıkların altınları alıp kaçtıklarını” söylemesi üzerine, eylemin yağma suçunu oluşturduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş; dosyanın gönderildiği ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın TCK’nın 148/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermiş; bu karar Dairemizce “Görevsizlik kararına itiraz edildiği bildirildiğinden, yapılan işlemlere ait belgelerin dosyaya eklenmemesi ve iddianame yerine geçen görevsizlik kararı okunmadan sanığın sorgusu yapılarak CMK’nın 191. maddesine aykırı davranılması nedenleriyle” usulden bozulmuş; mahalli mahkeme bozma kararına uymuş, ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde sözü edilen soruşturma aşamasında ilk ifadeyi alan zabıt mümzilerinden birini dinleyerek, lehe olan 765 sayılı TCK’nın 491/4, 522, 59. maddeleri gereğince bir yıl sekiz ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar vermiş, bu karar sanık vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1938 doğumlu olan, mağdur-katılan emekli hemşire olup, ayağı sakattır, koltuk değnekleriyle yürümekte ve tek başına yaşamaktadır. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verdiği ifadeleri değişiktir. Soruşturma sırasında verdiği ifadenin doğruluğuna dayanılarak hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mağdur-katılan kovuşturma aşamasında, kendisine karşı zor kullanıldığını ve parmağının kırıldığını iddia etmektedir. Buna ilişkin raporu olup olmadığı araştırıldıktan sonra eylemin yağma suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerekmektedir. Yağma suçu oluşuyorsa, mağdur-katılanın beden bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Sonucuna göre, eyleme uyan 765 sayılı TCK’nın 495/1. maddesiyle 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 149/1-c-e maddesi karşılaştırılmalı olarak uygulanmak suretiyle, anılan Kanun’un 7/2 ve Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri uyarınca lehe kanun belirlenmelidir.
Mağdur-müdahilin parmağının kırılıp kırılmadığı saptanmadan, bir zabıt mümziinin dinlenilmesiyle yetinilerek, eksik araştırma ile eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu ve dava zaman aşımının dolduğu görüşüne katılmıyorum.