Tebliğname No : Kanun Yararına Bozma-2013/345136
Yağma suçundan sanık A.. D..'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1-2, 59/2, 81/2. maddeleri uyarınca 9 yıl 8 ay 20 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair AYDIN 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/03/2004 tarihli ve 2003/205 Esas, 2004/108 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27/01/2005 tarihli ve 2004/7979 Esas, 2005/442 sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini mütakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 86/2, ve 62/1 (iki kez) maddeleri uyarınca 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 20/06/2005 tarihli ve 2005/181 Esas, 2005/179 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 11/10/2013 gün ve 2013/15509/63180 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/11/2013 gün ve 2013/345136 sayılı ihbar yazısı ile dosya 26/11/2013 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2-Dosya kapsamına göre, sanığın mağazadan suça konu eşyaları alıp çıkmasını müteakip kendisini takip eden güvenlik görevlisine taş atmak sureti ile yaralanmasına sebebiyet vermesi şeklinde meydana gelen olayda eylemin yağma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesinde,
3-01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi gereğince lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında hükmedilen cezaların toplanması suretiyle karma uygulama yapılmasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görüldüğünden kabulü ile Aydın 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.06.2005 gün ve 2005/181 Esas, 2005/179 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca Mahkemece duruşma açılarak yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.