MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/11/2013 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Oyçokluğu ile sanık ... hakkındaki hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Müşteki ... 27.05.2006 günü saat 11.20 sıralarında polise müracaatla aynı gün saat.05.00 sıralarında Ödemiş hayvan pazarının arka sokağına park ettiği otomobilinin camının kırılarak içinden CD çaların çalındığını belirterek şikayetçi olmuştur.
Araç üzerinde yapılan incelemede herhangi bir delil elde edilememiştir.
Dosya içinde bulunan 28.05.2006 tarihli Tutanak başlıklı Fotoğraf teşhis tutanağına göre ... isimli şahıs polis tarafından kendisine gösterilen zanlılar albümünden eylemi gerçekleştiren şahıs olarak sanık ...'nun fotoğrafını göstermiş,
01.06.2006 tarihli Teşhis tutanağına göre de ... sanığı canlı olarak teşhis etmiştir.
Hazırlık soruşturması sırasında tanık olarak beyanı alınmayan ...'ın sanığı teşhis ettiğine dair bu beyanlar doğrultusunda sanık hakkında kamu davası açılmış, yargılama sırasında tanık olarak dinlenen ... 18.09.2007 tarihli duruşmada; eylemi gerçekleştiren şahsın sanık olduğunu bizzat gördüğünü, sanığı aynı mahallede oturması nedeni ile tanıdığını beyan etmiştir.
Sanık tüm aşamalarda suçlamayı ret etmiş, olay tarihinde ... olduğunu, buna dair ... ve ...'in şahitleri olduğunu savunmuştur.
...'ın atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında, aleyhine delil olmayan sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
CMK 160/2. maddesine göre Cumhuriyet Savcısı, maddi gereğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifeti ile şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Yine CMK 169. maddesine göre her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır ve tutanak ilgililer tarafından imzalanır.
CMK 177. ve devamı maddelerinde de sanığın savunma delillerinin toplanması ve tanıklarının dinlenmesi düzenlenmiştir.
Olayımızda polisin ... isimli şahsa nasıl ulaştığına, bu şahsın olay tanığı olduğunu nasıl tespit ettiğine dair bir delil veya tutanak yoktur. Bu şahıs gerek soruşturmayı yapan polis, gerekse Cumhuriyet Savcısı tarafından tanık olarak dinlenmemiştir. ...'ın duruşmadaki beyanına göre sanığı önceden aynı mahallede oturmaları nedeni ile tanımasına rağmen Fotoğraftan ve canlı teşhis tutanaklarında daha önce hiç tanımadığı bir şahsı ilk defa görüyormuşcasına tutanaklar tutulmuştur.
Sanığın gerek soruşturma aşamasında gerekse yargılama aşamasında olay tarihinde il dışında olduğuna dair gösterdiği tanıklar dinlenmemiştir.
Yukarıda yapılan bu tespitlerden ulaşılabilecek sonuç şudur. Olayın ihbarından sonra polis ilçede benzer eylemleri gerçekleştiren ve pek çok olayın faili olan ... isimli şahsı bulmuş, bu şahsa olayı kimin gerçekleştirdiğini sormuş, bu şahsın tutanağa geçirilmeyen beyanları ve teşhis tutanakları doğrultusunda sanık hakkında soruşturma yapılarak iddianame ile dava açılmıştır.
Mahkemece de sanık lehine olabilecek tanık beyanları tespit edilmeden, olay tarihinde sanığın ilçede olmadığı yönündeki savunması araştırılmadan, kendisi de benzer bir çok olayın faili olan tanık ...'ın başka delillerle desteklenmeyen ve atfı cürüm niteliğindeki beyanı ile yetinilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun Düzeltilerek Onama yönündeki kararına katılmıyoruz. 04.11.2014