Tebliğname No: Kanun Yararına Bozma- 2013/368045
Nitelikli yağma suçundan hükümlü Y.. C..'nin, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/1994 tarihli ve 1994/157-220 sayılı ilamı ile verilen 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile 25/05/1995 tarihli ve 1993/123 esas, 1995/76 sayılı ilamı ile hükmedilen 11 yıl 8 ay hapis cezasının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 71/1. maddesi gereğince içtimasına dair yine aynı Mahkemenin 27/03/1996 tarihli ve 1996/191-163 sayılı kararın infazı sırasında, hükümlünün, 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gereğince 24/12/2000 tarihinden itibaren şartla tahliyesine ilişkin Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2000 tarihli ve 2000/467 müteferrik sayılı kararı sonrasında, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda hükümlü hakkında tesis edilen bahse konu mahkumiyet kararlarının yapılan uyarlaması neticesinde hükümlünün nitelikli yağma suçundan İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarih ve 2013/57-150 sayılı kararı ile 5 yıl hapis cezası ve 30/04/2013 tarihli ve 2013/76-149 sayılı kararı ile 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını müteakip, hükümlünün şartla tahliye süresi içinde 12/10/2002 tarihinde işlediği hırsızlığa teşebbüs suçundan Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2007 tarihli ve 2006/114 esas, 2007/1368 sayılı îlamı ile 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığından bahisle şartla salıverme kararının geri alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talepte bulunması üzerine, hükümlünün şarta tahliyesinin geri alınmasına yer olmadığına dair İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2013 tarihli ve 2013/606 değişik iş sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin İSTANBUL 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/05/2013 tarih ve 2013/704 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18.11.2013 gün ve 2013/16994/ 69707 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2013 gün ve KYB/2013/368045 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 12.12.2013 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Dosya kapsamına göre, 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’un 1/1-(4/2-3). maddesinde tanımlanan “aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç” kavramının aynı maddede tanımlanan “davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi” kararının geri alınmasına ilişkin bir düzenleme olduğu, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın kesinleşmesinden sonra anılan Kanun’un 1/1-(3/b) maddesi uyarınca verilen şartla salıverilme kararının uygulanması ve geri alınması yönünden uygulama olanağının bulunmadığı, bu halde genel hükümlere göre 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 17, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/12. maddeleri uyarınca uygulama yapılması gerektiği, somut olayda denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği anlaşılan hükümlü hakkında koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar yermek gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre;
4616 sayılı Yasanın 2. maddesinin “müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler.”
Aynı Yasanın 4. maddesinin “23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.” şeklindeki amir hükümler içerdiği; bu bağlamda; aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmesinin davanın açılması ya da kesin hükme bağlanmasının ertelenmesiyle ilgili olduğu, kesinleşmiş hükümler ile bir ilintisinin olmadığı, hükümlü hakkında genel hükümlere göre, 765 sayılı Yasanın 17. 5275 sayılı Kanunun 107. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden, İstanbul 19 Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2013 tarih ve 2013/704 sayılı yapılan itirazın reddine dair kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, sair hususların mahkemesince yerine getirilmesine, 27 .02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.