Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, .... Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2011 gün ve 2007/44 Esas, 2011/436 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 39/1, 62, 54, CMK 31. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, zoralıma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün sanık tarafından sadece zoralım konusuna ilişkin olarak temyiz edildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 19.03.2013 tarihli tebliğname ile “dosyanın incelenmeksizin iadesine” karar verilmesinin talep edildiği Dairemizin 04.12.2013 gün ve 2013/11151 Esas, 2013/25710 Karar sayılı ilamla müsadere yönünden tebliğnameye aykırı olarak oyçokluğu ile hükmün Bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2014 gün ve 2012/118465 sayılı yazıları ile itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine;
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2014 gün ve 2012/118465 sayılı itiraz yazısında özetle;
“Somut olaydaki sorun;
Yerel mahkeme tarafından kurulan hüküm için temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağı, kurulan mahkumiyet hükmü yanında verilen zoralıma ilişkin kararın tek başına temyiz konusu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Hırsızlık suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve suçta kullanılan aracın müsaderesine karar verilen, ancak hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın temyiz istemi, müsaderesine karar verilen otomobiline ilişkindir.
CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hüküm niteliğinde değildir. Hüküm, askıdadır. Dolayısıyla müsadere kararı da askıdadır. Bu kararın hukuki sonuç doğurması için açıklanması gerekmektedir. Anılan Kanun’un 10. fıkrası gereğince, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması gereken hüküm ortadan kaldırılarak düşme kararı verilecek; aksi durumda 11. fıkra uyarınca, hüküm açıklanacaktır. Düşme kararı verildiğinde veya hüküm açıklandığında, ortada bir hüküm olacağından, bu aşamada hükme karşı temyiz başvurusunda bulunulabilecektir.
Henüz hukuki sonuç doğurmayan bu kararı bölerek, sadece müsadereye ilişkin bölümüne temyiz başvurusunda bulunmak mümkün değildir. Bunun kabul edilmesi, esasa dair karar hakkında da peşinen görüş bildirmek olacaktır.
Ayrıca bu şekilde yapılacak bir inceleme sonucu infazda da ciddi sorunlar yaşanacak, infazı mümkün olmayan kararlar ortaya çıkacaktır,
Açıklanan nedenlerle, CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca, temyiz kabiliyeti olmayan karara karşı itiraz yolu açık bulunduğundan, itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle,
1-Yüksek Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 04/12/2013 gün ve 2013/11151 esas, 2013/25710 karar sayılı Bozma ilamının KALDIRILMASINA,
2-CMK'nın 231/12. maddesinde öngörülen şekilde, kararın temyiz kabiliyeti olmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan, itiraz merciince karar verilmek üzere, dosyanın İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE,
Karar verilmesi, Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise Dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur” denilmiştir.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Dairemizin 04.12.2013 gün ve 2013/11151 Esas, 2013/25710 Karar sayılı Bozma ilamının itirazen kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiş ise de, Daire kararımız usul ve yasaya uygun olduğundan;
CMK 308/2-3. maddeleri gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 21.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy