... ... 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03.05.2006 gün ve 2006/296 sayılı kararı ile sanık ... hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı TCK'nun 141/1, 53. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile sanığın yokluğunda ve sanığa baro tarafından müdafii olarak atanan Av. ...'nın yüzüne karşı karar verildiği, sanık müdafinin bu kararı süresinde temyiz etmediği, sanığın yokluğunda verilen kararı 30.06.2006 tarihinde temyiz ettiği mahkemece temyiz talebinin süresinde olmadığından 24.07.2006 tarihinde reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2008 gün ve 2006/22352 Esas, 2008/5 Karar sayılı ilamı ile red kararının onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2014 gün ve KD- 2014/236912 sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2014 gün ve KD – 2014/236912 sayılı itiraz yazılarında özetle;
"Dosya içerisindeki mevcut belgeler incelendiğinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
1- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda 5237 sayılı TCK.nın 141/1, 53. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile mahkumiyete karar verilmiştir.
2- Zorunlu müdafii huzurunda ve yokluğunda verilen kararı sanık 28/06/2006 tarihinde öğrendiğini belirtip, 30/06/2006 tarihinde itiraz etmiş ve ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/07/2006 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin süresinde olmadığı gerekçesi ile bu temyiz talebi reddedilmiştir.
3- Sanık tarafından 24/07/2006 tarihli ek kararın temyizi sonucu Yüksek Dairenizin 18/01/2008 tarihli, 2006/22352 Esas, 2008/5 Karar sayılı kararı ile red kararı onanmış ise de; Ceza Genel Kurulu'nun 18/03/2008 tarih ve 7/56 sayılı kararında açıklandığı üzere kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa yokluğunda verilen hükmün tebliği ve sanığa yasal haklarını kullanabilmesi için imkan tanınması gerektiğinden sanığın 30/06/2006 tarihli dilekçesi öğrenme ile temyiz dilekçesi olarak kabulü ile anılan red kararının kaldırılarak hükmün temyizen incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.” denmiştir.
Sanık ...'a mahkemece zorunlu müdafi atanmış, sanık kendisine atanan zorunlu müdafiden haberdar edilmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında da açıklandığı üzere kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa yokluğunda verilen hükmün tebliği ve sanığa yasal haklarını kullanabilmesi için imkan tanınması gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmakla;
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2)Dairemizin 18.01.2008 gün ve 2006/22352 Esas, 2008/5 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,
3)... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.07.2006 tarihli temyiz talebinin reddine dair kararı yok hükmünde sayılarak temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek dosyanın incelenmesinde;
Hırsızlık suçunun gece işlendiğine dair kanıt olmadığından, sanığın eyleminine uyan 5237 sayılı TCK'nun 141/1, maddesindeki suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 66/1-e-2. maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımının, kararın verildiği 03.05.2006 tarihi ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy