Sanıklar ... ve ... haklarında, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2008 tarihli iddianamesi ile hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından açılan kamu davası sonucunda verilen aynı yer Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2009 tarih, 2008/331 Esas ve 2009/62 Karar sayılı hükmü ile hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d, 43/2, 62. maddeleri uyarınca her iki sanığın 1 yıl 3 ay 16 gün hapis, mala zarar verme suçundan 1.320 TL adli para cezası ile mahkumiyetlerine karar verilip, bu karar sanıklar savunmanı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2012 tarihli tebliğnamesi ile mala zarar verme suçundan temyiz isteminin reddi, hırsızlık suçundan ise bozma talebi ile dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine, Dairemizin 15.10.2014 gün, 2012/3684 Esas ve 2014/17232 Karar sayılı ilamı ile mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine, hırsızlık suçundan kurulan hükmün ise onanmasına karar verilmesinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2014 gün ve 6-2009/175845 temyiz sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine, dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2014 gün ve 6 – 2009/175845 temyiz sayılı itiraz yazılarında özetle;
“Yargılamaya konu somut olay incelendiğinde; sanıkların geceleyin saat 02:00 sularında ilçe merkezi sanayi sitesinde bulunan müşteki ...'ye ait hurda deposunun duvarına tırmanarak avlusuna geçip, avluda park etmiş 3 adet kamyonu görünce kamyonların deposundan benzin çalmaya karar verdikleri, iki kamyonun deposunu açarak 18 Lt. benzini çekip olay yerinden ayrıldıkları, bilahare benzini beraat eden sanık ...'a sattıkları, sanıkların suçlarını ikrar ederek suçu kabullendikleri suça konu eşyayı alan sanık ...'in de olayı doğruladığı, benzinin
elde edilemediği; dosya içerisinde mevcut dilekçe ve tutanaklara göre sanıkların suçlamayı ve uzlaşmayı, müştekinin de sanıklardan şikayetçi olmayıp uzlaşmayı kabul etmesi üzerine, uzlaştırmacı avukat atandığı, avukatın tanzim etmiş olduğu 22.12.2008 tarihli taraflarınca imzalanan “karşılıklı olarak birbirimizden şikayetçi değiliz; maddi-manevi tazminat talebimiz yoktur” şeklinde tutanak düzenlendiği müştekinin de aynı tarihli dilekçesinde “şüphelilerden şikayetçi değilim, kendilerinden herhangi bir maddi manevi tazminat talebim de yoktur” şeklinde beyanda bulunduğu, bu durumda şüpheliler hakkında 5237 sayılı TCK'nın etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 168. maddesinin uygulanması gerektiğinden, onama kararının kaldırılarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin itiraza konu kararının bozulmasına karar verilmesi” istenilmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; sanıkların suçlamayı kabul ettikleri, uzlaştırmacı avukat huzurunda ve duruşmadaki beyanlarında müştekinin zararını karşılamaya hazır olduklarını savundukları, müştekinin de duruşmada, uzlaştırmacı avukat huzurunda ve mahkemeye vermiş olduğu dilekçesinde "sanıklardan şikayetçi değilim, kendilerinden herhangi bir maddi ve manevi tazminat talebim de yoktur" şeklinde beyanda bulunmuş olması dikkate alındığında şüpheliler hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen TCK'nın 168. maddesinin karar yerinde tartışılması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 15.10.2014 gün, 2012/3684 Esas ve 2014/17232 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,
3) Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanıklar ... ve ...'in atılı hırsızlık suçunu işledikleri anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş;
Ancak,
Aşamalarda sanıkların suçlamayı kabul ettikleri, uzlaştırmacı avukat huzurunda ve duruşmadaki beyanlarında müştekinin zararını karşılamaya hazır olduklarını savundukları, müştekinin de duruşmada, uzlaştırmacı avukat huzurunda ve mahkemeye vermiş olduğu dilekçesinde "sanıklardan şikayetçi değilim, kendilerinden herhangi bir maddi ve manevi tazminat talebim de yoktur" şeklinde beyanda bulunmuş olması dikkate alındığında şüpheliler hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen TCK'nın 168. maddesinin karar yerinde tartışmasız bırakılması usul ve yasaya aykırı olduğundan, sanıklar savunmanının temyiz itirazı yerinde görülmekle bu nedenle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy