Hükümlüler ... ve ... ... haklarında 06.02.2007 tarihinde işledikleri hırsızlık suçundan dolayı ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2009 gün ve 2007/387 Esas, 2009/22 Karar sayılı kararıyla, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nun 141/1, 62, 50, 52. maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, karar sanıkların temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama istemiyle tebliğname düzenlenerek Dairemizin 12.06.2014 gün ve 2012/2672 Esas, 2014/12132 Karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2014, 05.11.2014 gün ve KD-2014/303627 sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2014, 05.11.2014 gün ve KD – 2014/303627 sayılı itiraz yazılarında özetle;
“27621 sayılı ve 24.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5995 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6.maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanununun 12/5.maddesinin değiştirildiği, buna göre “Ruhsatı olmadan veya başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti halinde sevk edilen madene el konulur. Bu fiili işleyenlere bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkanı ortadan kalkmış olan tüm madenin ocak başı satış bedelinin 3 katı tutarında idari para cezası uygulanır...” hükmüne yer verildiği dolayısıyla, söz konusu değişiklik sonrasında hükümlülerin eylemlerinin suç olmaktan çıkıp sadece idari yaptırım öngördüğü görülmektedir.” denilmiştir.
27621 sayılı 24.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5995 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanununun 12/5. maddesinin değiştirildiği bu madde kapsamında hükümlünün eyleminin suç olmaktan çıkarıldığı idari yaptırıma dönüştürüldüğü anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 12.06.2014 gün ve 2012/2672 Esas, 2014/12132 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,
3) 27621 sayılı ve 24.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5995 sayılı, Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanununun 12/5. maddesinin değiştirildiği, buna göre “ruhsatı olmadan veya başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak üretilen madene mülki idare tarafından elkonulur. Bu fiili işleyenlere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup elkonulan ve elkonulma imkanı ortadan kalkmış olan tüm madenin ocak başı satış bedelinin üç katı tutarında idari para cezası uygulanır...” hükmüne yer verildiği, dolayısıyla bu değişiklik sonrasında sanıkların eyleminin suç olmaktan çıkarıp sadece idari yaptırıma dönüştürüldüğü, kanunda suç olmaktan çıkmış bir eylemden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağı hususlarının gözetilmesi zorunluluğu nedeniyle hükümlüler ... ve Orhan Dilaver'in temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2009 gün ve 2007/387 Esas, 2009/22 Karar sayılı hükmün BOZULMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.