Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522 ve 59. maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2007 tarihli ve 2005/615 esas, 2007/138 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07/01/2014 gün ve 2012/527/1494 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/01/2014 gün ve KYB/2014/22593 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 10/02/2014 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/10/2011 tarihli ve 2007/18424 esas, 2011/44552 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, dosya içeriğine göre sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1-son, 522 maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143, 53, 116/2-4, 119/1-c, 53, 151/1, 53. maddeleri uyarınca, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilerek uygulama yapılıp, her iki Kanuna göre denetime imkan sağlayacak şekilde uygulanan kanun maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan kanun belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Zorunlu müdafiliğe ilişkin CMK'nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 18.3.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.3.2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin” belirtilmesi ve ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.03.2007 tarihli hükmünün, anılan mahkemenin istemi üzerine atanan zorunlu savunman Av...'ın yüzüne karşı, sanığın yokluğunda verilip, süresinde yasa yoluna başvurulmadığından bahisle kesinleştirildiği, ancak atanan savunmandan sanığın haberdar olmadığı, anılan kararın sanığa da tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
1-) ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.03.2007 gün, 2005/615 Esas, 2007/138 Karar sayılı ilamı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) Sanık ...'e anılan kararın, yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntem ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak usulüne uygun olarak tebliğ edilip, kararın usulünce kesinleşmesi sağlandıktan sonra itiraz edilmeksizin kesinleşmesi halinde incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy