Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında hırsızlık ve hırsızlık malı satın almak suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda verilen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2008 gün ve 2008/3 Esas, 2008/225 Karar sayılı hükmü ile sanıklar ... ve ...'in TCK'nın 142/1-b, 43/2, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 5 ay 5'er gün hapis cezası ile mahkumiyetlerine, sanıklar ... ve ...'ün hırsızlık malını bilerek satın almak suçundan beraatlerine dair kararın sanıklar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2011 tarihli tebliğnamesi ile hükmün Onanmasının istenildiği, Dairemizin 03.02.2014 gün ve 2011/8664 Esas, 2014/1185 Karar sayılı ilamı ile sanıklardan İbrahim'in suça konu iki adet dijital fotoğraf makinasını sattığı yeri göstererek bunların yakınana iadesini sağlayıp, zararını kısmen karşıladığının anlaşılmasına göre yakınanın kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak sonucuna göre sanıklar hakkında TCK'nın 168/1-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılmaması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2014 gün ve 6/2008/212333 sayılı itiraz yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2014 gün ve 6/2008/212333 itiraz sayılı yazılarında özetle;
Kısmi iade nedeniyle sanıklar hakkında cezada indirim yapılmasına imkan bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.03.2013 gün ve 2012/6-1232 Esas, 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere çalınan malın üçüncü kişiye satılması halinde TCK'nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri ve kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek satın alan iyiniyetli ise, sattığı yeri ve kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetli ise; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Esasen iyiniyetli olan satın alanda bulunan hırsızlık suçuna konu olan eşyaya elkonulamaz. Hırsızlık suçuna konu eşyaya elkonulmasına rağmen failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satın alana iade edilmemesi halinde, satın alana devlet eliyle haksızlık yapılmış olur, içtihadına göre bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün Düzeltilerek Onanmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Yukarıda açıklanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı Dairemizce de benimsenmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı usul ve yasaya uygun olduğundan Dairemizce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2)Dairemizin 03.02.2014 gün ve 2011/8664 Esas, 2014/1185 Karar sayılı Bozma ilamının KALDIRILMASINA,
3)Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü.
Uyap'tan alınan adli sicil kaydında sanık ...'in tekerrüre esas sabıka kaydının bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz sisteminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e”bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle itiraza uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına” tümcesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy