Sanık ... ve arkadaşları hakkında hırsızlık suçlamasıyla açılan kamu davası sonucunda ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2008 gün, 2007/535 Esas ve 2008/396 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d, 53. maddesi uyarınca "Sanığın 4 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine, diğer sanıkların beraatlerine" karar verildiği mahkumiyet hükmünün sanık tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama istemi ile Dairemize gönderildiği, Dairemizin 11.03.2014 gün ve 2011/17178 Esas, 2014/4660 Karar sayılı ilamıyla; “Yakınanın aracına ait ruhsat, anahtar ve teyb başlığını işyerinin kepenklerini kapatmak amacıyla yere bırakıp orada unutarak evine gittiği, sanığın yolda bulduğu oto anahtarı ve ruhsat bilgilerinden hareketle aynı yerde işyeri önünde bulunan aracı alıp, bir süre sonra kaza yapıp içindekileri çaldığının anlaşılması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıyı düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesi ile oybirliği ile bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2014 gün ve 6-2009/38953 sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2014 gün ve 6 – 2009/38953 itiraz sayılı yazılarında özetle;
Somut olaya bakıldığında sanığın, müştekinin dükkan önünde teneke üzerinde unuttuğu anahtar ve ruhsatı alarak, ruhsat bilgilerinden park halindeki araca ulaşması, açıkça haksız yere ele geçirilen anahtarla suç işlemek fiilini oluşturmaktadır. Zira sanığın anahtar ve ruhsatı bulma ve alma eylemi 5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde suç olarak tarif edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında sanığın dükkan Önünde unutulan aracın kontağı üzerinde, içinde veya yakınında bırakılmamış bulunan anahtarı ve ruhsatı elegeçirip bilgileri karşılaştırarak park halinde uzaktaki araca ulaşıp aracı çalması eyleminde aracın anahtarını haksız yere elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle Dairenizin 11.03.2014 gün ve 2011/17178 Esas, 2014/4660 Karar sayılı Bozma kararının kaldırılarak, ... . Asliye Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasına, ancak 53. maddeye ilişkin bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Dosya kapsamına göre sanığın eyleminin, müştekinin olay günü dükkan önünde teneke üzerinde aracına ait kontak anahtarı ve aracın ruhsatını unuttuğu, sanığın bunları görerek aldığı ruhsat bilgilerinden hareket ederek park halindeki aracı çaldığı sanığın aracın anahtarını haksız olarak ele geçirdiği eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesinde düzenlenen “haksız yere elde bulundurulan veya taklid anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle... işlenmesi halinde, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” maddesindeki suçu oluşturduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2) Dairemizin 11.03.2014 gün ve 2011/17178 Esas, 2014/4660 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
3) Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosyanın incelenmesinde,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, suçun subütuna ve vasıflandırmaya, gerekçeye ve hakimin takdirine ve suçun sanık tarafından işlendiğinin anlaşılmasına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak:
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkum olan sanık hakkında TCK’nın 53.maddesinin uygulanmaması, bozmayı gerektirdiğinden, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2008 tarih ve 2007/535 Esas, 2008/396 Karar sayılı hükmünün
BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karara, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezası ile mahkumiyetinin yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a,b,c,d,e) bendlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" sözcüklerinin eklenmesi suretiyle, itiraza uygun olarak yerel mahkeme hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.