Hükümlü ... hakkında 20.04.2006 tarihinde işlediği hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından dolayı ... Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2006 gün ve 2006/114 Esas, 2006/138 Karar sayılı kararıyla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 62, 58/9, 53. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ve TCK'nın 116/4, 62, 58/9, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestliğe hükmedilmesine karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 07.11.2012 gün ve 2009/7200 Esas, 2012/19729 Karar sayılı ilamı ile “Sanığın hırsızlık suçuna yönelik kurulan hükmün incelenmesinde, TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin mahkeme kararından bölüm çıkarılarak, TCK'nın 53. maddesi yönünden diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına, konut dokunulmazlığını bozma suçuna yönelik kurulan hükmün incelenmesinde, sanığın konut dokunulmazlığını bozma suçundan CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiğinin düşünülmemesi, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu ve TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hak yoksunluğunun koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması nedenlerinden bozulmasına” karar verildiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2014 gün ve KD – 2014/98520 sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2014 gün ve KD - 2014/98520 itiraz sayılı yazılarında özetle;
“İtiraza konu olan husus, sanık hakkında 1 yıl içinde ikiden fazla dava açılmasının itiyadi suçluluk ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi için yeterli olup olmadığı noktasında kendisini göstermektedir.
Bilindiği gibi, TCK'nın 6/1-h maddesinde, “itiyadi suçlu” deyiminden, “kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişinin anlaşılması” gerektiği ifade edilmiştir.
Öte yandan, TCK'nun 58/9. maddesinde, “Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Şu halde, bir kişinin itiyadi suçlu sayılabilmesi için; suçun kasıtlı suçlardan ve aynı türden olması, bu suçların 1 yıl içinde farklı zamanlarda en az üç kez işlenmesi koşullarının birlikte bulunması gerekir. Ayrıca itiyadi suçtan hüküm kurulabilmesi için, ilk iki suçun kesinleşmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Anayasanın 38/4. maddesi de dikkate alındığında, kesinleşmiş yargı kararı olmadıkça işlenmiş bir suçtan söz edilemeyeceği gözetilmeden, sanığın henüz yargılama aşamasında bulunan eylemleri nedeniyle TCK.nun 6/1-h maddesi gereğince itiyadi suçlu kabul edilerek, hakkında verilen cezanın aynı Yasa’nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yüksek Dairenizin 07/11/2012 gün ve 2009/7200 Esas, 2012/19729 Karar sayılı hükmün düzeltilerek onanmasına dair ilâmına karşı, sanık lehine itiraz yoluna gitme zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazımızın kabulü ile Yüksek Dairenizin 07/11/2012 gün ve 2009/7200 Esas, 2012/19729 Karar sayılı kararındaki, "hırsızlık suçundan dolayı sanığın itiyadi suçlu sayılması, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunması" ile ilgili bölümün hükümden çıkarılması suretiyle mahkeme kararının düzeltilerek onanması, itirazımız yerinde görülmez ise itiraz hususunda bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” denilmiştir.
TCK'nın 58/9. maddesinde “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bir kişinin itiyadi suçlu sayılabilmesi için; suçun kasıtlı suçlardan ve aynı türden olması, bu suçların 1 yıl içinde farklı zamanlarda en az üç kez işlenmesi koşullarının birlikte bulunması gerekir. Ayrıca itiyadi suçtan hüküm kurulabilmesi için ilk iki suçun kesinleşmiş olması icap eder. Buradaki sorun sanık hakkında 1 yıl içerisinde ikiden fazla dava açılmasının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece 1 yıl içinde ikiden fazla dava açılması yeterli görülerek, sanık itiyadi suçlu sayılmış ve hakkında TCK'nın 58/9. maddesi uygulanmıştır. Sanığın itiyadi suçlu sayılabilmesi için hakkında 1 yıl içerisinde hırsızlık suçundan üç kez kamu davası açılması, bu davalar sonucunda verilen kararlardan 1 yıl içinde ikisinin kesinleşmiş olması durumunda itiyadi suçlu sayılarak hakkında TCK'nın 58/9. maddesinin uygulanması gerekirken, mahkemece bu hususa uyulmamıştır. Yerel mahkeme kararı bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmakla;
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2) Dairemizin 07.11.2012 gün, 2009/7200 Esas ve 2012/19729 Karar sayılı ilamının ( I ) nolu bendinin hırsızlık suçuna yönelik yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına bölümünün KALDIRILMASINA, sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçuna yönelik kurulan hükmün incelenmesinde yerel mahkeme hükmünün bozulmasına bölümünün ve ilamın diğer bölümlerinin aynen KORUNMASINA,
3) ... Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2006 gün ve 2006/114 Esas, 2006/138 Karar sayılı kararının hırsızlık suçuna yönelik incelenmesinde;
a) Sanığın, itiyadi suçlu sayılması, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunması,
b) Sanığın, TCK'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; hüküm fıkrasından TCK'nın 58/9. maddesi ve aynı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin hükümler ÇIKARTILARAK, 53. madde ile ilgili bölüm yerine, “Sanığın, TCK'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.