Sanık ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2013 tarihli iddianamesi ile yağma suçundan açılan kamu davası sonucunda, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2013 gün 2013/193 Esas ve 2013/153 Karar sayılı kararıyla TCK'nın 149/1-a-d, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca, sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın yerel Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.12.2013 tarihli tebliğname ile bozma talebi ile Dairemize gönderildiği, Dairemizin 26.03.2014 gün 2014/1086 Esas ve 2014/5788 Karar sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2014 gün ve 6 – 2013/371349 sayılı itiraz yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2014 gün ve 6- 2013/371349 sayılı itiraz yazılarında özetle;
“İtiraza konu olayda Başsavcılığımız ile Yüksek 6. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, suçun subutuna veya vasıflandırılmasına ilişkin olmayıp, sanığın eylemine teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Yargılamaya konu somut olay incelendiğinde; Keşanspor amigosu olarak bilinen sanığın, ilçe merkezindeki işyerlerine sürekli olarak gelip bıçak teşhiriyle korku salmak suretiyle bedava yiyecek ve içecek aldığı, bozuk para istediği, olay günü olan 18/05/2013 tarihinde de gece saat 01.00 sularında işyerini kapatmakta olan müştekinin yanına gelerek tehditle para istemesi ve müştekinin vermemesi üzerine de
işyeri kapandıktan sonra işyerinin cam ve çerçevelerine zarar verdiği sabittir. İddanamede sanığın, bu olaydan önceki tarihlerde pek çok kez bıçak tehdidiyle bu müşteki ve başka şahıslardan yiyecek ve para almış ise de eylem sayıları ve tarihleri tam olarak tesbit edilemediğinden, son günkü eylemi ile birlikte bütün eylemlerinin tek bir eylem olarak kabul edildiği yazılmıştır. Mahkemece de gerekçeli kararda son eylemden bahsedilmesine, öbür eylemlerinin tesbit edilemediği belirtilmesine rağmen tamamlanmış eylem olarak kabul edilip 149/1-a-d maddeleri uygulanarak 35. madde uyarınca cezada indirime gidilmemiştir. Dosya kapsamına bakıldığında, sanığın daha önce işlediği kabul edilen eylemlerin tarihleri ve işleniş şekilleri, müştekileri açıkça belirlenmemiştir. İddianamede bu husus soyut olarak geçilmiş ve sanki son olayın delili olarak iddiayı kuvvetlendirmek maksadıyla anlatılmıştır. Önceki eylemlerden müstakil bir dava açılması ve yargılamaya konu edilmesi söz konusu değildir. Ancak; son olayda da sanığın müştekiden para istemesine rağmen alamadığı ve bunun üzerine işyerini kapatınca cam ve çerçevelere zarar verdiği görülmektedir. Sanığın son eylemden bağımsız olan önceki eylemlerinde eylemin işleniş şekli, istenen para veya eşyanın maddi değeri, açık olarak müştekileri belirlenememiş ve eylemler kanıtlarıyla ortaya konmamıştır. Bu durum karşısında, bu eylemleri son eylemle birlikte değerlendirip önceki eylemlerin tamamlandığından bahisle istediği parayı alamadığı konusunda tereddüt bulunmayan son eylemdeki suç tamamlanmış gibi mahkumiyet hükmü kurulmasına ve TCK.nın 35.maddesinin uygulanmamasına yasal imkan bulunmamaktadır.
Bu sebeplerle; sanığın eyleminin istediği parayı alamamış olması nedeniyle teşebbüs aşamasında kaldığının kabulüyle, tamamlanmış eylem sebebiyle kurulan hükmün sanık lehine BOZULMASINA karar verilmesi” istenilmiştir.
Sanık ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2013 tarihli iddianamesinde, önceki eylemlerin tarihleri ve işleniş şekilleri, müştekileri açıkça belirlenemediğinden iddianamede bu husus soyut olarak geçilmiş, son olayın delili olarak iddiayı kuvvetlendirmek maksadıyla anlatılmıştır. Önceki eylemlerden müstakil bir dava açılması ve yargılamaya konu edilmesi söz konusu değildir. Son olayda da sanığın müştekiden para istemesine rağmen alamadığı ve bunun üzerine müştekinin işyerini kapatınca cam ve çerçevelere zarar verdiği, müştekinin şikayetçi olduğu; sanığın, müştekiden herhangi bir şey ya da para alamamasından dolayı eyleminin tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığından hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanmaması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda izah olunduğu üzere;
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2)Dairemizin 26.03.2014 gün, 2014/1086 Esas ve 2014/5788 Karar sayılı düzeltilerek onama ilamının KALDIRILMASINA,
3)Sanık ...'in olay gecesi müştekinin dükkanına geldiği, müştekiden para istediği, müştekinin sanığa para vermediği, müşteki dükkanını kapatınca sanığın müştekinin dükkanının cam ve çerçevelerine zarar vermesi üzerine müştekinin şikayetçi olduğu, sanığın yağma eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, hakkında TCK'nın 35. maddesine göre cezasından indirim yapılıp yapılmamasının karar yerinde tartışmasız bırakılması usul ve yasaya aykırı olup, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2013 gün, 2013/193 Esas ve 2013/153 Karar sayılı kararının itiraza uygun olarak BOZULMASINA, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy