Esas No: 2014/7496
Karar No: 2014/18398
Tebliğname No: Kanun Yararına Bozma - 2014/122528
Silahlı gasp suçundan suça sürüklenen çocuk H.. P..'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/1, 55/3, 59/2, ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'nun 15/1, 765 sayılı Kanun'un 55/3, 59/2. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay ağır hapis ve 848,182,543 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 02/05/2003 tarihli ve 2002/402 esas, 2003/94 karar sayılı ek kararının kesinleşmesini müteakip, yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun sanık lehine olan hükümlerinin tespiti amacıyla yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, aynı Kanun'un 149/l-a, h, 150/2, 31/3, 62/1 ve 6136 sayılı Kanun'nun 15/1, 5237 sayılı Kanun’un 31/3, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.520.00 Yeni Türk lirası adli para cezası cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 02/03/2006 tarihli ve 2002/402 esas, 2003/94 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 31/03/2014 gün ve 2014/6472/23086 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/04/2014 gün ve KYB/2014/122528 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 29/04/2014 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
(Dosya kapsamına göre;
1-5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanununun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve taktiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin taktir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik getirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeksizin evrak üzerinden karar verilmesinde,
2-“Malın değerinin azlığı” kavramının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle daha çoğunu alma olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak, uygulanabileceği hususu gözetilmeden karar verilmesinde,
3-5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/4 maddesindeki fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olanlar için hak yoksunluklarının uygulanamayacağı şeklindeki düzenleme karşısında suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde,
4- Hüküm tarihinde yürürlükte olan 6136 sayılı yasanın 'Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 üncü maddede yazılı olan bıçak veya diğer aletleri veya benzerlerini satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar adli para cezası hükmolunur şeklindeki 151/1.maddesi 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5/2 maddesinde yer alan "Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, (...) alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz," şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında karar tarihinde yürürlükte olan kanuni düzenleme gözetilmeksizin 2 ay 15 gün hapis ve 1 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmesinde,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 'Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dâhil) hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.' şeklindeki 23/1. maddesi nazara alındığında suça sürüklenen çocuk için hükmedilen netice cezanın yasal sınırlar içerisinde kalmasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmamasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile
artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ile bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinde hüküm kurulması,
2-) Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan hükümlü hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanamayacağının düşünülmemesi,
3-) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14.04.2014 gün ve 2014/122528 sayılı gönderme yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile yağma ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hükümlü H.. P.. hakkında İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilip kesinleşen ve sair yönleri incelenmeyen 02.03.2006 gün, 2002/402 Esas, 2003/94 Karar sayılı ek kararın CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca Mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.