MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek örgüte üye olmak, yağma,tehdit, tefecilik, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükmedilen cezaların türü ve süresine göre sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanı duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
I-Maliye Hazinesi vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma; sanık ... hakkında yakınanlar ... ve ...'a yönelik tehdit; sanık ... hakkında yakınan ...'a yönelik tehdit; sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'ye yönelik tehdit; sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yağma, tehdit ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçları yönünden, suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen Maliye Hazinesinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz yetkisi bulunmadığından, Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
III-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suç söz konusu olmadığından 5237 sayılı TCK'nın 58/9.maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan hükümlülüklerinden ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/50 Esas ve 2007/428 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas olduğu gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi
aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak sanık ... ile ilgili bölüme “Sanığın,... Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/50 Esas ve 2007/428 Karar sayılı ilamının kesinleşmesinden sonra ve tekerrür süresi içinde yeniden suç işlediği anlaşıldığından 5237 sayılı Yasanın 58/6-7 maddeleri gereğince sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesi yazılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik; sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınanlar ... ve ...'a yönelik tehdit; sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Maliye Hazinesinin tefecilik suçunun mağduru ve suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak 5271 sayılı CMK’nın 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Hazinesinin duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun yakınan ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK'nın 220.maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek bir hiyerarşik bir ilişki bulunması, bu kişilerin örgüt araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir. Suç işlemek için anlaşmada ise; suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak örgütlenme yoktur.
Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve/veya suçları işlemek amacıyla kurulduğu da tespit edilmelidir. Çünkü örgütün amacı bir suç programını gerçekleştirmektir. Yani belirsiz sayıda suç işlemektir. Suç sayılmayan ancak hukuka aykırılık teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek için kurulmuş ise amacı kanunda suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek olmayan bir örgütlenme bu anlamda algılanamaz.
Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma, suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve/veya delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede, suç örgütünün bir veya birkaç amaçla suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair TCK’nın 220/1.maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır.
Suç işlemek için örgüt kurmak iştirak kavramına yakındır. Ancak birkaç noktada iştirakten ayrılır. İştirak, şerikler arasında anlaşma net bir şekilde belirlenmiş olan bir veya birden fazla suç işlemek içindir. İşlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdur bellidir.
İştirak gereği suç işlendiğinde anlaşmanın gereği yerine gelmiştir. Yeni bir suç işleme söz konusu değildir.
Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder. Örgüte iştirak eden failler işlenen suçtan dolayı iştirak gereği cezalandırılır, yani katkıda bulunana uygulanır. Örgüt kurucuları kendi başlarına veya başkaları ile anlaşma yapılmasını başlatandır. Faaliyeti ile örgütün doğmasına sebebiyet vermektedir. Örgüt yönetenler ise üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyen, koordine edenlerdir. Örgüte sonradan katılmak ile iş bölümü gereği bir görev üstlenen örgüt üyesi olur. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen, yardım eden kişi de örgüt üyesi sayılacaktır.
Suç örgütü vasıtasıyla suç teşkil eden fiil gerçekleşmelidir. Yasal dayanak olmaksızın yalnızca isnat edilen suçların aynı olduğundan bahisle (özellikle suç örgütü kurma veya yönetme adı altında) uygulama da yapılamaz.
Bu açıklamalar karşısında;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetmekle suçlanan sanık ... ile suç örgütüne üye olmakla suçlanan sanıklar ... ve ... arasında baba-oğul ilişkisi, sanık ... ile de üvey kardeş ilişkisinin bulunduğu; sanık ... ile suç örgütüne üye olmakla suçlanan diğer sanıkların devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna ve sanık ...'nın faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiğine dair bir kısım yakınanların soyut beyanları dışında dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ...'in suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından beraatleri yerine, yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
3- Sanıklar ..., ... ve ...'un yakınanlar ... ve ...'a yönelik tehdit suçlarını işlemediklerine ilişkin savunmalarının aksine; sanıklarla aralarında taşınmaz devirlerini de içerir şekilde uzun yıllara dayanan faizle para alışverişleri nedeniyle husumet bulunan, gerçekleştiği iddia edilen eylemlerin hemen akabinde yetkili mercilere herhangi bir başvuruları bulunmayan ve devrettikleri taşınmazlarla ilgili aralarında hukuki ihtilaf da bulunan yakınanların soyut beyanları dışında hükümlülüklerine yeter, inandırıcı, kesin, somut ve hukuka uygun kanıtlar bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine, yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre,
4-Yakınanlar ... ve ...'ın kolluk anlatımlarında: “Sanıklar ... ve ...'un 23.3.2009 günü saat 05.00 sıralarında işletmekte oldukları gazinoya gelerek “Sakın şikayetçi olmayın” diye tehditvari şekilde kendilerini uyardıklarını belirtmeleri karşısında; her iki yakınana yönelik aynı anda gerçekleşen eylem yönünden 5237 sayılı TCY'nın 43/2.maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
5-(2) nolu bozma uyarınca; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/9.maddesi ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında tehdit suçları yönünden TCK'nın 106.maddesinin 2.fıkrasının (d) bendi ile uygulama yapılamayacağı ve sanık ...'in yakınan ...'a yönelik tehdit suçundan TCK'nın 220/5.maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan Maliye Hazinesi vekili, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, tefecilik suçları yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanık ...'in bozmanın içeriğine ve tutuklu kaldığı süreye göre TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal salıverilmesi için gereğinin ifası yönünde yazı yazılmasına,07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy