Hırsızlık suçundan sanık ..., ... hakkında mahkumiyet, sanık ... hakkında beraatine dair... 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 2006/327 esas 2007/240 karar sayılı ve 11/04/2007 gün hükmün sanık ..., sanık ... savunmanının ve katılan.. vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 14/05/2014 gün 2011/18588 Esas, 2014/9902 Karar sayılı ilamı düzeltilerek onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/05/2014 gün ve 6-2010/204021 sayılı yazısı ile, itiraz kanun yoluna başvurması üzerine,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK.nın 6352 sayılı Yasanın 99.maddesi ile değişik 308.maddesi gereğince yapılan incelemede;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılan İTİRAZININ KABULÜNE,
2- Dairemizin 14/05/2014 gün 2011/18588 esas, 2014/9902 karar sayılı kararının aşağıdaki şekilde düzeltilmesine,
Yerel mahkeme hükmünün yeniden incelenmesinde;
I- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Katılan vekilinin temyizinin sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre, katılan... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Zorunlu müdafiliğe ilişkin CMK’nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.03.2012 gün ve 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği, bu nedenle zorunlu savunmanından haberi olmayan sanık ...'ın süresinde temyiz talebinde bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Sanık ...'in adli sicil kayıtlarında yer alan, ... 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2003 gün 2003/135-251 sayılı kararına konu mahkumiyet hükmü esas alınarak hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz sisteminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, anılan fıkranın (b), (c), (d) ve (e) bendinde yazılı tedbire hükmedilmemesi,
2- Yargılama giderlerinin tahsil şeklinin gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın ...maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanıklar hakkında kurulan hükümlerdeki “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “Kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak suretiyle ve yargılama giderine ilişkin bölüme “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderleri oranında ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy