MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 27/03/2014 gün ve 2013/Bşk-343 Esas, 2014/24 sayılı kararı ile 29/05/2014 tarihinde Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıklar ..., ..., ... ve ...'un hırsızlık suçundan cezalandırılmasına ilişkin ... 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.09.2002 gün ve 2002/499-674 sayılı kararı, sanık ...'nın temyizi üzerine Dairemizce incelenerek bozulmuştur.
Yerel Mahkeme bozmaya uyup yargılamaya devam etmiş; sanıklar ... ve ...'nın 765 sayılı TCK'nın 492/1-son, 522, 523, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1560 YTL adli para cezasıyla, sanıklar ... ve ...'un 765 sayılı TCK'nın 492/1-son, 65/3, 522, 523, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 900 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına hükmetmiş, mahkemenin bu hükmü sanık ... tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan 16.09.2002 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği ... 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.03.2008 gün ve 2007/355-2008/374 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, sanık ...'un bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.