MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Cep telefonu alım satımı ile geçimini sağlayan sanık ...'ün, dosya içinde mevcut olan bilirkişi raporu ve mağdurun beyanlarına göre, cep telefonunu yağmalandıktan sonra gerçek değerinin çok altında bir bedelle satın aldığının anlaşılması karşısında; tebliğnamede bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 Esas ve 2013/106 sayılı kararı ışığında; sanıklar ... ve ...'ın mağdurdan yağmalamak suretiyle aldığı cep telefonunu, başka suçtan sanık ... 'a verdikleri, ...'in de kolluk görevlilerine telefonu sattığı sanık ...'ye ait işyerini gösterdiği, görevlilerin telefonu mağdura bu şekilde iade ettiklerinin anlaşılması karşısında; çalınan malın üçüncü kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için failin, bizzat pişmanlık göstererek, mağdurun zararını tazmin etmesi yanında satın alanın zararını da gidermesi gerektiğinden; “etkin pişmanlık” müessesesine yanlış anlam verilerek sanıkların cezasından uygulama yeri olmayan 5237 sayılı TCK'nın 168/1-3-4. maddesi ile indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından;
Yağma suçunun gündüz vakti ve birden fazla kişiyle birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; sadece 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile uygulama yapılması gerektiği halde, ayrıca (h) bendi ile de uygulama yapılması, teşdit gerekçesi ve uygulama karşısında; sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olacak biçimde, mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/3. maddesi uyarınca, Baroya yazı yazılarak sanıklar ... ve ...'ın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanların ve aynı Yasanın 234/2. maddesi uyarınca yaşı küçük mağdur için zorunlu vekilin; sanık ... için ise üzerine atılı suç bakımından zorunlu savunman gerekmediği halde sehven yapılan savunman görevlendirilmesi nedeniyle, savunmanlara ve vekile ödenen avukatlık ücretlerinin, sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “Sanıklar ..., ... ve ... için ortak yapılan 43,75'er TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinin sanıklardan ayrı ayrı alınmasına” cümlesinin yazılması suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün kısmen istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy