MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma, 6136 sayılı Yasaya aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Üye ...'un 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4. maddesinin son cümlesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Milletlerarası Antlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması görüşü oyçokluğu ile deddedilerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında hüküm kurulurken her bir sanığın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderine ilişkin tutar, gerekçeli kararın alt kısmında ayrı ayrı denetime olanak verecek ve infazda duraksamaları ortadan kaldıracak şekilde gösterildiğinden, tebliğnamedeki buna ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamış;
Gerekçeli kararda 1 nolu eylem olarak belirtilen olayda, sanıklar ..... ve yaşının küçüklüğü sebebi ile dosyası tefrik edilen ... , 14.11.2007 günü saat 05:20 sıralarında gece vakti ... ilçesi ... Mahallesi E-5 karayolu ... istikametinde bulunan E-Moil akaryakıt istasyonuna sanıklardan ...’e ait...plakalı araçla geldikleri, bu sırada araçta çalıntı olan ... sayılı plakanın bulunduğu, sanıklardan ...’in aracı kullandığı, dosyası tefrik edilen Rıdvan’ın sağ ön koltukta, sanık Levent’in ise arka koltukta oturduğu, sanık ...’in pompa görevlisi yakınan...'den aracın deposunu doldurmasını istediği, 160.-Liralık benzin aldıkları, ödemenin kredi kartı ile yapılacağını düşünen yakınanın ödemenin yapılacağı ofise doğru yöneldiği, bu sırada
arka koltukta oturan ...’in başında kar maskesi olduğu halde eşzamanlı olarak araçtan indiği ve elindeki silahı yakınana doğrultup para istediği, yakınanın para olmadığını söylemesi üzerine konuşmaları duyan diğer sanıklar ... ve dosyası tefrik edilen ...’ın suç arkadaşları ...’i çağırdığı ve birlikte aldıkları benzin parasını ödemeden olay yerinden ayrıldıkları;
Gerekçeli kararda 7 nolu eylem olarak gösterilen olayda ise 31.01.2008 günü saat 02:30 sıralarında sanıklar ..... ve ....'ın, . ilçesi ... Köyü D-100 karayolu üzerindeki ... akaryakıt istasyonuna sanık ...’in sevk ve idaresindeki gerçek plakası... olan, ancak üzerinde olay anında çalıntı olduğu tespit edilen 34.... sayılı plaka olduğu halde geldikleri, sanıkların pompa görevlisi yakınan...'dan aracın deposunun doldurulmasını istedikleri, yakınan tarafından 120 Liralık tutara ait fiş kesildikten sonra ödeme yapılacağı sırada aracın ön koltuğunda oturan sanık ...’in başına kar maskesini geçirerek araçtan indiği ve elindeki silahı yakınana gösterip para istediği, yakınanın üzerinde para olmadığını söylemesi üzerine, sanık ...’in yakınanın ayaklarına doğru ateş ederek araca bindiği, el ve işbirliği içinde olan suç arkadaşları ile birlikte aldıkları akaryakıtın parasını ödemeden olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılan olaylarda, sanıkların her iki olayda suç teşkil eden eylemlerinin her bir mağdura karşı bir bütün halinde ayrı ayrı tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, her iki olayda sanıkların eylemlerinin her bir mağdura karşı ayrı ayrı yağmaya teşebbüs olarak belirlenmesi ve sanıklar hakkında TCK’nın 35/2.maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanıklar... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkemece sanıklar ... ve ...’ye savunmalarını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi nedeniyle, savunmanlara ödenen avukatlık
ücretlerinin, yargılama gideri olarak yeterli ödeme güçleri olmayan sanıklara yükletilmesine karar verilmesi suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama gideri olarak yer alan müdafii ücretlerine ilişkin toplam 1304 TL’lik kısım çıkartılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
5.7.2012 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler; 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da; anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır.
Şöyle ki;
1-Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde, özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3-Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”; 37. maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5-CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
6-Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy