Yağma suçundan sanık ...'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/2, 522/1, 59/2 ve 81/2-3. maddeleri gereğince 20 yıl 6 ay 20 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 06/04/2004 tarihli ve 2003/62 esas, 2004/101 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince yapılan uyarlama üzerine, sanığın anılan Kanun'un 149/1-a-c-h ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddede belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına dair, aynı Mahkemenin 21/06/2005 tarihli ve 2003/62 esas, 2004/101 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 28/05/2015 gün ve 2015-10823/34935 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/06//2015 gün ve KYB/2015/203001 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 25/06/2015 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki "‘Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinden karar verilmesinde,
2-06/04/2004 tarihli ve 2003/62 esas, 2004/101 sayılı Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen kararda, eylemin geceleyin, silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği kabul edilmiş olmasına ve bu durumda 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-c-h maddelerinin aynı anda ihlal edildiği kabul edilmesine rağmen, alt sınırdan uzaklaşmadan hüküm kurulmasında,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunumun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya
kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a,b,d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın İnfazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun Yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile ... Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilip kesinleşen, 21/06/2005 gün, 2003/62 esas ve 2004/101 karar sayılı ek kararın BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesine göre Mahkemesince duruşma açılarak yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, 06/04/2004 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy