MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 01.07.2015 günlü görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın, suç tarihinde eşi olup uzun süredir ayrı yaşadığı katılanın caddede telefonla konuşarak yürüdüğünü gördüğü, kendisini aldattığını düşünerek katılanın elindeki telefonu zorla alıp basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı ve telefonu da alarak olay yerinden ayrıldığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden, suçun vasfında ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 20.06.2016 tarihinde üye ...'un muhalefetine karşı oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık ile mağdur evli olup, aralarında şiddetli geçimsizlik olduğundan ayrı yaşamaktadırlar. Suç tarihinde mağduru yolda yürürken gören sanık, onu takip etmiş,
uzun müddet cep telefonu ile görüşmesinden şüphelendiğinden yanına yaklaşıp, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ederek telefonunu almış ve olay yerinden ayrılmıştır. Telefonu kontrol ettiğinde eşinin, “Aşkım” diye kaydettiği bir telefondan gelen ve bu kişi aralarında ilişki olduğunu gören mesajları görmüş, ertesi gün de karakola teslim etmiştir. Olay, çok kalabalık olan bir cadde üzerinde ve pazaryeri yakınlarında, saat 16.30'da vukubulmuştur. Sanık savunmasında, “Eşinin telefonunu, boşanma davasında delil olarak kullanmak amacıyla mesajlarını kontrol etmek için aldığını, daha sonra kayınvalidesini arayarak, kızlarına sahip çıkmalarını istediğini” söylemiştir. Nitekim, başlangıçta şikâyetçi olan mağdur, daha sonra şikâyetinden vazgeçmiş ve taraflar işbu mahkûmiyet kararının verildiği gün boşanmışlardır. Tüm dosya içeriğinden sanığın yağma kastı ile hareket etmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle usul ve kanuna uygun bulunan ve sanığın, eşine karşı etkili eylemde bulunmak suçundan mahkûmiyetine ilişkin mahalli mahkeme kararının onanması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy