Yağma ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından sanıklar ... ve ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/2, 522/1, 74, 75/2 ve 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı 18 sene 4 ay ağır hapis, 10 ay hapis ve 181.753-415 Türk lirası ağır para cezaları ile cezalandırılmalarına dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2002 tarihli ve 2002/108 esas, 2002/411 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10/05/2004 tarihli ve 2003/6931 Esas, 2004/5706 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına müteakip, kararın infazı sırasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesi nedeniyle dosya üzerinde yapılan uyarlama sonunda, adı geçen sanıkların yağma suçundan lehlerine olan 5237 sayılı Kanunun 149/1-a-b-c-d ve 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 27/12/2002 tarihli ilam ile verilen ayrı ayrı 10 ay hapis ve 180-YTL adli para cezalarının aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 27/07/2005 tarihli ve 2002/108 esas, 2002/411 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 15/10/2015 gün ve 2015-20460/66140 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2015 gün ve KYB/2015/351165 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 24/11/2015 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede;
1- 5237 sayılı Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinden karar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu haklan kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3- 5237 sayılı Kanunu’nun 149/1. maddesinde yer alan birden fazla nitelikli halin gerçekleşmiş olması karşısında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini yerine, anılan Kanunu'nun 3/1 ve 61. maddeleri ile ve bu konudaki Yargıtay İçtihatları dikkate alınmayarak yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile, hükümlüler ... ve ... hakkında İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 27/07/2005 tarih, 2002/108 esas ve 2002/411 karar sayılı ilamın, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesine göre Mahkemesince duruşma açılarak yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, 27/12/2002 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 24/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy