Sanık ... hakkında, mağdur ...’e yönelik yağma suçundan 5237 sayılı TCK'nin 148/1 ve 53. maddeleri gereğince kamu davası açıldığı, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/09/2010 gün ve 2010/18 Esas, 2010/227 sayılı kararında; “Yapılan yargılama, toplanan deliller, mağdurun olayları anlatış biçimine, sanık hakkında şikayetçi olmadığına dair beyanına, mağdur hakkında verilen darba yönelik raporun içeriğine, mağdur ile sanık arasında olay öncesine dayalı arkadaşlık durumu, duygusal ilişkileri, sonradan ayrılmaları, hediye verilmesi yönündeki beyanlar ve iddialara nazaran sanığın olayda yağma kastı ile hareket etmediği, bu nedenlerle kasıt yönünden yağma suçunun unsurları oluşmadığından” gerekçesi ile sanığın beraatine ilişkin verilen hükmün o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.04.2015 gün ve 2013/381 Esas, 2015/40189 Karar sayı ile;
“Mağdur ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın, olay günü yolda yaya olarak yürümekte olan mağdurun karşısına çıkıp konuşmak istediği, mağdurun kabul etmemesi üzerine kolundan çekiştirip boynundaki altın kolyeyi çekip aldığı, daha sonra da mağdurun kolunu bükerek elindeki cep telefonunu alıp olay yerinden ayrıldığı, alınan doktor raporuna göre mağdurun “sağ ön kol ön yüzde el bileğine yakın 2-3 cm'lik yüzeysel kanama” olacak şekilde yaralandığı ve yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğunun belirlendiği, sanığın olaydan sonra altın kolye ve cep telefonunu mağdura iade ettiğinin anlaşılması karşısında; yağma suçunun genel kasıtla işlenebilen suçlardan olduğu gözetildiğinde, sanığın üzerine atılı yağma suçunu işlediği ve hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kanıtların değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde beraat kararı verilmesi” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2016 gün ve 2015/225 Esas, 2016/162 sayılı kararı ile;
“Sanığın mahkememiz huzurunda alınan ifade ve savunması, müşteki ...'in mahkememiz huzurunda alınan ve dosya kapsamına nazaran samimi görülen ifadesinde olayların anlatılış biçimi, sanıkla daha önce bir araya gelip arkadaş oldukları, duygusal ilişkilerinin bulunduğu, bilahare anlaşamadıklarından ayrıldıklarına dair ifadesi sanık hakkında şikayetçi olmadığına dair beyanı, müştekinin adiyen darp edildiğine dair raporun içeriği ve dosya kapsamındaki yazılı belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Müşteki ile sanığın daha önce görüştükleri duygusal ilişkilerinin olduğu, zaman zaman bir araya geldikleri, ancak anlaşamadıkları ve ayrıldıkları, sanığın müştekiye daha önce doğum gününde kolye-zincir hediye ettiği, müştekinin sanıktan ayrılması üzerine bunun vermiş olduğu üzüntü ile olay günü karşılaştıklarında hediye olarak müştekiye verdiği zincir-kolyeyi "Sen bu hediyeye fazla gibisin" diyerek boynundan çekip aldığı, yine kıskançlık nedeniyle müştekinin telefonunu alarak kimlerle görüştüğünü öğrenmek istediği, telefonunu da elinden çekip alıp mesajlara baktığı, olayların bu şekilde başlayıp sonuçlandığı, sanığın müşteki tarafından terk edilmesinin vermiş olduğu öfke ile müştekiye karşı bu şekilde eylemde bulunduğu, olayda yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, müştekinin anlatımı, sanığın savunması, aralarındaki ilişki, olay sırasındaki hal ve davranışları nazara alındığında yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığı, sanığın müştekiye olan kızgınlığı, müştekinin kendisinden ayrılmasının vermiş olduğu üzüntü ve öfke ile karşılaştığında müştekiye vermiş olduğu hediye zinciri aldığı, elindeki cep telefonunu da müştekinin kimlerle konuştuğunu, mesajlaştığını öğrenmek kastı ile kolunu bükerek cep telefonunu elinden aldığı, olayda yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Müşteki hakkında verilen rapor içeriğine göre adiyen yaralandığı, müştekinin şikayetçi olmadığı, sanık tarafından hediye olarak verdiği kolye ile cep telefonunun iade edildiğinin anlaşıldığı, yağma suçunun esas unsuru olan kastın gerçekleşmediği, bu suçun manevi unsurunun oluşmadığı, müştekinin anlatımı sanığın savunması ile anlaşılmıştır.
Unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekir.
Yapılan yargılama neticesinde toplanan delillere göre yukarıda açıklandığı ve gerekçeleri gösterildiği şekilde mahkememizden sanığın üzerine atılı suçtan beraatine dair 29/09/2010 tarih ve 2010/118 Esas ve 2010/227 Karar sayılı hüküm kurulduğu, verilen hükmün Cumhuriyet Savcısının mütalaasına aykırı olarak çıktığından Cumhuriyet Savcısı tarafından kararın temyiz edildiği,
Cumhuriyet Savcısının temyizi üzerine dosyanın Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2012 tarih, 2011/65705 sayılı tebliğnamelerinde temyiz itirazları yerinde görülmediğinden hükmün onanmasına dair düşüncenin bildirildiği;
Açılan kamu davasında yapılan yargılama ve toplanan deliller;
Mağdur ...'in soruşturma evresinde alınan ifadesiyle mahkememiz huzurunda alınan ifadelerinin mahiyetine özellikle mağdur ile sanığın daha önceden duygusal ilişkileri de olacak şekilde arkadaş oldukları, zaman zaman bir araya geldikleri, sonraki günlerde anlaşamadıkları, aralarının açıldığı ve ayrıldıkları, sanığın mağdura karşı duymuş olduğu duygusal ilişki ve daha önce birlikte yaşamaları nedeniyle mağdura karşı kızgınlıkla hareket etmeye başladığı, mağdurun kendisinden ayrılmış olması nedeniyle bunu hazmedemeyerek kıskançlık duygularının da ağır basması üzerine, telefonunda kimlerle görüştüğünü tespit etme amacı ve kastıyla telefonunu aldığı ve daha önce de kendisine hediye olarak verdiği zincir-kolyeyi yine mağdurun kendisinden ayrılmasının vermiş olduğu üzüntüyle "Sen bu hediyeye fazla gibisin" diyerek mağdurun boynundan çekip aldığı, olayların bu şekilde başlayıp sonuçlandığı, mağdur ile sanığın geçmişteki yaşamları, olay, yer ve zaman nazara alındığında gerçekten de sanığın burada yağma suçunu işleme kastıyla hareket edip etmediğinin tespitinin önem arz ettiği, yağma suçunun genel kasıtla işlenebilecek suçlardan olduğu, yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bozma ilamında belirtildiği, sanığın buradaki kastının ne olduğu özel kastının ne olabileceği, genel kastının ne olabileceğine bakıldığında yağma suçunun TCK'nin 148. maddesinde düzenlenen ve tanımı yapılan yağma suçunda olay, yer, zaman, mağdur müşteki sanık ya da sanıklar arasında meydana gelen fiil ve olayların mahiyeti nazara alındığında, yağma suçunda kasıt unsurunun var olup olmadığının önem arz ettiği, yukarıda açıklandığı üzere mağdurun olayları anlatış biçimi, sanığın savunması nazara alındığında olayda sanığın yağma suçunu işleme kastıyla hareket etmediği, kastın belirlenmesinde failin olay öncesi, olay anı ve olay sonrasındaki davranışlarının belirlenmesinin gerektiği, bu durum ise yukarıda açıklandığı üzere mağdur ile sanık arasındaki önceye dayalı duygusal arkadaşlık durumu belirtilmiştir. Doktirinde genel kast ve özel kastla ilgili farklı görüşlerin de açıklandığı, kastın varlığı bakımından yalnızca bilme ve isteme unsurlarının bulunması yeterli olabileceği gibi, failin saiki amacının da belirlenmesinin önem arz ettiği bildirilmektedir.
Buna göre olayda suçun kasıt yönünden manevi unsurunun oluşmadığı, sadece mağdur ile sanık arasında çıkan tartışmada sanığın mağduru basit tıbbi müdahale ile yaraladığı, mağdur da sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
Mahkememizden verilen kararın, karara katılan hakimler kuruluyla Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan duruşmada yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesinde hakimler kurulunun tamamen farklı hakimlerden oluştuğu, yapılan yargılama sonunda son duruşmada hükmün kurulmasında ise yine hakimler kurulunun kısmen farklı olduğu,
Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir ancak, 10/06/2016 tarihli yargılamanın son duruşmasında sanığın beraatine karar verilmiştir, Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin bozma ilamında sanığın yağma suçunu işlediği, hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraatine karar verilmesi gerekçesiyle önceki hüküm bozulmuştur.
Son duruşmada kurulan sanığın beraatine dair karar gözetildiğinde Yargıtay bozma ilamının "Nazara alınmayarak bozma ilamı gözetilmeyerek-dışlanacak" şekilde değerlendirilemeyeceği;
CMK'nin usul hükümlerine göre de incelenmesi gerekir.
Mahkeme heyeti yargıtay bozma ilamına karşı sanığın yeniden beraatine karar vermiştir. Burada dolayısıyla zımnen önceki kararda direnme kararı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin de tartışılması gerekir. Yüksek Yargıtay Ceza Dairesinin bozma ilamına göre artık ilk derece mahkemesince de mutlak suretle Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mı karar verileceği de değerlendirilmelidir.
CMK'nin 307/3. maddesinde "...Yargıtay'dan verilen bozma kararına... İlk Derece Mahkemesinin direnme hakkı vardır...'' hükmü getirilmiştir.
CMK'nin 217/4 1. maddesinde "Hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir..." hükmü getirilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere ilk verilen karara iştirak eden hakimler kurulunun farklı, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına dair verilen karara katılan hakimler kurulunun farklı ve son nihai kararda sanığın beraatine dair verilen karara katılan hakimler kurulunun farklı olduğu,
Dosya kapsamına nazaran sanığın üzerine atılı yağma suçunun olayda kasıt yönünden manevi unsurunun gerçekleşmediği anlaşıldığından” gerekçesi ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, ilk hükümde olduğu gibi sanığın yağma suçundan beraatine karar verilip direnme gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Bu hükmün o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
“Mağdur ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın olay günü yolda yaya olarak yürümekte olan mağdurun karşısına çıkıp konuşmak istediği, mağdurun kabul etmemesi üzerine kolundan çekiştirip boynundaki altın kolyeyi çekip aldığı, daha sonra da mağdurun kolunu bükerek elindeki cep telefonunu alıp olay yerinden ayrıldığı, alınan doktor raporuna göre mağdurun “Sağ ön kol ön yüzde el bileğine yakın 2-3 cm'lik yüzeysel kanama” olacak şekilde yaralandığı ve yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğunun belirlendiği, sanığın olaydan sonra altın kolye ve cep telefonunu mağdura iade ettiğinin anlaşılması karşısında; yağma suçunun genel kasıtla işlenebilen suçlardan olduğu gözetildiğinde, sanığın üzerine atılı yağma suçunu işlediği ve hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kanıtların değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde beraat kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına dair;
Dairemizin 30.04.2015 gün ve 2013/381 Esas, 2015/40189 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2016 gün ve 2015/225 Esas, 2016/162 sayılı ilamındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden,
CMK'nin 307/3. maddesi gereğince, mahkemenin direnme kararı konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,14/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy