MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma suç isnadından dönüşen hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 13.Ceza Dairesinin 05/10/2017 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık hakkında uygulama yapılırken 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması kanuna aykırı ise de; anılan hususun mahallinde eklenerek giderilmesi olanaklı görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 13.09.2018 tarihinde daire üyeleri ... ve ...'in muhalefetine karşın oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Ceza Muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan "İn dubio pro reo" yani "şüpheden sanık yararlanır" kuralı uyarınca sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı suçun şüpheye yer vermeyecek bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli şüpheli ve/veya tam olarak aydınlanmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulmaz.
Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin, bir kısmına dayanıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan muhtemel kanaat değildir. O halde ceza mahkumiyeti kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir şüphe ve başka tür bir oluşa imkan vermeyecek şekilde olmalıdır.
Yüksekde olsa bile bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan; ihtimale dayalı hüküm verme anlamına gelir. O halde büyük ve/veya küçük bir ihtimal değil her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hatanın önüne geçmenin başka bir yolu yoktur.
Bu bilgiler ışığında somut dosyamıza gelince mağdurun aşamalarda değişerek gelişen kendi içinde birbiri ile çelişen beyanına karşı, sanığın istikrarlı savunması ve bunu doğrulayan deliller karşısında, sanığın savunmasına itibar edilerek mala yönelik suçtan verilen mahkumiyet hükmünün beraat doğrultusunda bozulması inancı ile sayın çoğunluğun "onama" görüşüne iştirak olunmamıştır.
Full & Egal Universal Law Academy