Yağmaya teşebbüs suçundan şüpheli ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.02.2017 tarihli ve 2017/23341 Soruşturma, 2017/7536 Esas, 2017/592 sayılı iddianamenin iadesine dair İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/03/2017 gün ve 2017/41 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İSTANBUL ANADOLU 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2017 gün ve 2017/315 değişik iş sayılı kararını müteakip İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine Adalet Bakanlığının 27/09/2018 gün ve 94660652-105-34-6573-2018 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/10/2018 gün ve KYB/2018/79897 sayılı ihbar yazısı ile dosya Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
"Yağmaya teşebbüs suçundan şüpheli ... ..... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/02/2017 tarihli ve 2017/23341 soruşturma, 2017/7536 esas, 2017/592 sayılı iddianamenin iadesine dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/03/2017 tarihli ve 2017/41 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2017 tarihli ve 2017/315 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin, mağdurun beyanının alınmamış olması, iddianamede kimlik bilgilerinin gösterilmemiş olması ile suçun yağmaya teşebbüs olarak nitelendirmesinin yerinde olmadığından bahisle iadesine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller,
suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda her ne kadar mağdura ulaşılamamış, mağdur tespit edilememiş ise de, meçhul mağdurun elindeki eşyaların zorla şüpheli tarafından çekip alındığının iddia edildiği olayda, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kamu davasının açılmasına yeter şüphenin bulunduğu cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması" Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile;
İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2017 gün ve 2017/315 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yerel Mahkemece kanun yararına bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesine, 05/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy