MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, Tefecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet, Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ..., ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; sanıklar ... ve ... savunmanlarının duruşma gününden usulen haberdar edildiği halde duruşmaya gelmediği ve bir mazeret de bildirmediği anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Sanık ... savunmanı tarafından yasal süresi içinde ileri sürülmediğinden duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince REDDİNE;
1-Sanıklar ... hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hükmedilen mahkumiyet kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre TCK'nin 53. madde uygulamasının infazda gözetilmesi olanaklı görülmekle yapılan incelemede;
Sanıklar tarafından yağma suçunun; silahla, konutta ve birden fazla kişiyle birlikte işlendiği olayda, 5237 sayılı TCK'nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c ) bentlerinin yanı sıra (d) bendine de yer verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından, bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar savunmanları ve sanık ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre TCK'nin 53. madde uygulamasının infazda gözetilmesi olanaklı görülmüş,
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar hakkında TCK'nin 109/2. maddesine göre belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden, 109/3-a,b maddesiyle 1 kat yapılan artırım sonucu 4 yıl 12 ay yerine, 5 yıl olarak belirlenmesi suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve savunmanı, ... ve savunmanı ile ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.
maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar ..., ... ve ... hakkında hüküm fıkrasında hürriyetinden yoksun kılma suçundan sonuç olarak hükmolunan, “5 yıl hapis cezasının, 4 yıl 12 ay” olarak belirlenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
5271 sayılı CMK'nin 260/1. maddesine göre tefecilik suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin, kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve tefecilik suçu yönünden kurulan hükmün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, bu suç yönünden CMK'nin 237/1-2 ve 260/1. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazinenin katılma talebinin kabulüne karar verilmekle yapılan incelemede,
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar ... ve ... hakkında eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nin 241, 53. maddelerinde tanımlanan tefecilik suçunun aynı Yasanın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olup, sanıklar ... ve ...'nin Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2011 tarihli oturumunda usulüne uygun olarak sorgularının yapıldığı, bu tarihten sonra inceleme tarihine kadar zamanaşımını kesen sebeplerden herhangi birinin gerçekleşmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik suçu bakımından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
4-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçları, sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçu ile sanık ... hakkında yağma ve şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A-Sanıklar ..., ..., ... ve ...'a yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından hükmün açıklandığı 15/01/2015 tarihli oturumda, savunman bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/3, 188/1, 289/1-e maddelerine aykırı davranılması ve böylece savunma hakkının kısıtlanması,
B- Sanık ...'ın da içerisinde yer aldığı iddia edilen Adana ili Ceyhan ilçesindeki suç örgütünün 2009 yılı içerisinde suç işleme hazırlığında bulunduğuna dairCeyhan Emniyet Müdürlüğünce bilgi edinilmesi üzerine, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan 2009/713 sayılı soruşturmada, 10.02.2009 talep tarihli Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile CMK'nin 135. maddesi uyarınca sanık ...'ın iletişiminin tespitine başlandığı, sanık ...'ın bu dönem içerisinde dosyadaki diğer sanıkların bir kısmıyla mağdur ...'tan maddi menfaat temini sağlanması için alıkonulmasına yönelik görüşmeler yaptıklarının tespiti üzerine, mağdur ... 13.01.2010 tarihli avukat huzurunda alınan kolluk beyanında özetle;
Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslar tarafından kendisinde tarihi eser bulunduğu düşünülerek bu tarihten yaklaşık bir buçuk yıl önce zor kullanılarak bir kaç günlüğüne alıkonulduğunu, iki adet cep telefonuna, 1 adet kol saatine ve üzerinde bulunan 250 TL parası ile kendisinin borçlu sıfatıyla imzaladığı senetlerinin alındığını, sanıkların istediklerini getirmemesi halinde yayınlamak üzere çıplak fotoğraflarının çekildiğini, sanıklara istediklerini getireceğini taahhüt etmesi üzerine serbest bırakıldığını, sanıkların aramalarına karşın bir daha da kendileriyle buluşmadığını;
Sanıklar hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2011/143 esas sayılı dosyası ile açılan kamu davası nedeniyle mağdur ...'ın talimat yoluyla Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan 23/02/2011 tarihli beyanında ise; iddia ettiği eylemlerin ..., ..., ... ve ... isimli sanıklar ile isimlerini bilmediği birkaç kişi tarafından gerçekleştirildiğini beyan ettiği,
Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2011 tarihli duruşmasında hazır bulunan mağdurun alınan beyanında bu kere; kendisine yönelik eylemleri gerçekleştirenlerin ..., ..., ..., ayrıca soyadını ... olduğunu hatırladığı ''...'' ile soyadını hatırlamadığı ''...'' isminde birisinin olduğunu ve bu eylemin 2008 yılı 7, 8 veya 9. aylarında gerçekleştiğini belirtip ayrıca aynı duruşmada hazır bulunan sanıklardan ..., ... ve ...'ün kendisine yönelik eylemi gerçekleştiren suç failleri arasında bulunmadıklarını, huzurda bulunan diğer sanıklar ... ile Yusuf'un ise suç failleri olduklarını belirttiği, sanık ...'ın da sonradan gelerek kendisinin serbest bırakılmasını sağladığını beyan ettiği,
Hal böyle olunca; mağdur ...'ın aşamalarda alınan beyanlarında kendisine yönelik eylemleri gerçekleştirenlerin isimlerini belirtirken istikrarlı olarak sanıklar ..., ... ve ...'ın isimlerini saydığı, diğer belirttiği isimlerin ise tutarlı şekilde beyanlarında geçmediği gibi bir kısım isimlerin de oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, ayrıca mağdura yönelik gerçekleşen eylemlerin Mahkeme kabulünün aksine sanıkların iletişiminin tespitinden önce 2008 yılında gerçekleşmiş olduğu, sanık ...'un, mağdur beyanına göre suçun işlendiği döneme tekabül eden zaman dilimi olan 25.05.2008 ile 04.11.2008 tarihleri arasında Ümraniye E Tipi Cezaevinde bulunduğunun kayıtlardan açıkça görülüp tespit edildiği, bu nedenle bir kısım sanıkların, suç işlemeye yönelik düşüncelerini birbirleriyle paylaşıp yaptıkları konuşmalarının suç teşkil eden fiil olarak henüz dış dünyaya yansımadığı, bu bağlamda eylem ve söylediklerinin ne şekilde atılı suçların unsuru olarak kabul edildiği açıklanmadan, mahkumiyetlerine yeter deliller de denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmeden, genel geçişli ifadelerle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
C- Kabule ve uygulamaya göre de;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında şantaj olarak kabul edilen eylemin ise, yağma suçunun işlendiği sırada gerçekleştirilen bir çeşit tehdit suçu olup, anılan suçun yağma suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, adı geçen sanıklar hakkında ayrıca şantaj suçundan da mahkumiyetlerine karar verilmesi,
D- 6136 sayılı Yasanın 13/4. maddesi kapsamında kalan sanık ...'in eyleminin, hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nin 75. maddesi uyarınca ön ödeme kapsamına alındığı anlaşıldığından, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı, sanık ... ve savunmanı, sanık ... ve savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... savunmanı, sanık ... ve savunmanı, sanık ... ve sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden yağma suçuyla ilgili diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 10.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy