Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2015 tarihli ve 2015/59 Esas, 2015/206 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında hırsızlık ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-h-2, 43/1 maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay ve aynı Kanunun 86/2-3e maddeleri uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20/10/2015 tarihli ve 2015/16089 Esas, 2015/18606 Karar sayılı ilamı ile sanığın eylemlerinin nitelikli yağma ve zincirleme şekilde gerçekleştirilen hırsızlık suçlarını oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı Kanunun 149/1-a, 168/3 maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay ve aynı Kanunun 142/2-h, 43/1 ve 168/2. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca bir evvelki hükmün yalnızca sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 8 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; "Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2016 tarihli kararı ile sanığın üzerine atılı bulunan yağma ve hırsızlık suçlarından dolayı neticeten 8 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar verilmiş ise de,
765 sayılı Türk Ceza Kanunun 68 ila 77. maddelerinde cezaların içtiması kurumu düzenlenmiş olup, temel ilke olarak toplama sistemini benimsemekle birlikte cezaların toplanmasında 77. maddeyle üst sınır koyduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ise bir kimsenin işlediği birden fazla suçtan dolayı mahkum olduğu cezaların toplanmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve her bir cezanın ayrı ayrı bağımsızlıklarını koruduğu, yine 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır. Varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir." hükmüne yer verilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapabilecek cezaların toplanması işleminin infaza müteallik bir husus olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir" denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararının bozulması talep edilmiş ise de; Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bozma sonucu verilen hüküm ile ilgili kazanılmış hak kuralının ihlali hakkında da yazılı emir talebinde bulunup bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesinden sonra Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy