Hırsızlık suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda 5237 sayılı TCK’nin 142/2.b-f-son, 168, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 23 gün hapisle cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair OSMANİYE 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2012 tarihli ve 2012/45 esas, 2012/116 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 29/03/2019 gün ve 94660652 - 105-80-480-2019- Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/04/2019 gün ve KYB/2019-35419 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Dosya aslının diğer sanık yönünden verilen kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18/04/2018 tarihli ve 2015/8510 esas, 2018/3088 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yargılamanın Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/194 esas sayılı dosyasına kayden devam ettiği anlaşıldığından suret dosya üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanığın nitelikli hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın dosyanın diğer sanığı ... ile birlikte önceden aldıkları karar doğrultusunda mağduru takip ettikleri, mağdurun bankadan para çekmesinin ardından evine girdiği esnada sanığın mağdurun başına çuval geçirerek kollarından sıkıca tutmak suretiyle etkisiz hale getirdiği ve diğer sanığın mağdurun ceketinin iç cebinden parayı alması şeklinde gerçekleşen olayda, mağdura yönelik gerçekleştirilen eylemin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması talep edilen dosyada;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2012 gün 2012/856 soruşturma, 2012/517 esas ve 2012/55 iddianame numarası ile sanıklar ... ve ... hakkında yakınan Şükrü Çiftçi'ye yönelik eylemleri nedeniyle TCK'nin 149/1.c-e, 168, 53. maddeleri uyarınca nitelikli yağma suçundan kamu davası açıldığı;
Osmaniye 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2012 tarihli ve 2012/45 esas, 2012/116 sayılı karar sayılı ilamı ile; sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 142/2.b-f-son, 168, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 23 gün hapisle cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık ... hakkında TCK’nin 167/1-b, CMK’nin 223/4-b maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, sanık ... hakkındaki kararın, 14.05.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanık ... hakkındaki karara yönelik, Cumhuriyet Savcısının aleyhe temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairemizin 18.04.2018 tarihli, 2015/8510 esas, 2018/3088 karar sayılı ilamı ile; eylemin yağma suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına müteakip, sanık ... hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Kanun yararına bozma, "Yasa yolu istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen" hüküm ve kararlar aleyhine açık bir yasa yoludur. Kesin hükmün otoritesinin korunması ve olağan üstü bir kanun yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır. Yani her türlü hukuki aykırılığı incelemeye elverişli değildir. Ancak; maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar, kanun yararına bozmanın konusunu oluşturmaktadır.
Yasa yararına bozma yasa yolunun koşulları ve sonuçları 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
Hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciiler ile bozma kararının etkileri ise; bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak CMK'nin 309. maddesinin 4. fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
CMK 309.maddesinin 4.fıkrasında bozma nedenleri;
5271 sayılı CMK’nin 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise; CMK’nin 309. maddesinin (4). fıkrası (a) bendi uyarınca; kararı veren hakim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verecektir. Bu halde yargılamanın tekrarı yasağı uygulanmayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığından verilecek hüküm veya kararda lehe ve aleyhe sonuçtan söz edilemeyecektir.
Mahkumiyete ilişkin hüküm davanın esasını çözme yönünden veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise CMK'nin 309. maddenin 4.fıkrasının (b) bendi uyarınca kararı veren hüküm veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecektir. Ancak verilecek hüküm önceki cezadan daha ağır olamayacaktır.
Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise CMK’nin 309. maddenin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi “Tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılamada gerekmeyecektir.
CMK'nin 309. maddenin 4.fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına daha hafif bir ceza verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmedecektir.
5271 sayılı CMK’nin 223. maddesinde nelerin hüküm olduğu açıklanmıştır. Bunlar “Mahkumiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbiri hükümleri, davanın reddi ve düşme” birer hüküm olup, Adli Yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik de bu anlamda hükümdür.
CMK'nin 223. maddesinde gösterilenler dışındaki kararlar davanın esasını çözen kararlar değillerdir.
5271 sayılı CMK’nin “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesi ise sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan bu kurum, denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmemesi veya yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak kamu davasının aynı kanunun 223. maddesi uyarınca düşme doğurduğundan devlet ile sanık arasındaki ceza nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturur.
5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5-14. fıkralarında hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşulları düzenlenmiştir.
5271 sayılı Yasanın 231. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılma kararları aynı Kanunun 223. maddesinde sayılan hükümler içerisinde değildir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür. İkinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz yasa yoluna tabi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek gerekse itiraz yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, yasa yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CYY’nin 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi nedeniyle 5271 sayılı Yasanın 5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun İnkılap Yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı, Askeri Ceza Yasası ile büyükler açısından 3713 sayılı Yasa kapsamındaki suçlardan olup olmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen ahvalde ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir. Burada unutulmaması gereken husus, bu yasa yolunda denetlenenin hüküm olmayıp, hükmün üzerine inşa edilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğudur.
Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince;
Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kurulan mahkumiyet hükmünün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade edeceği, dolayısıyla ortada hukuki sonuç doğuran açıklanmış bir hükmün bulunmadığı, açıklanmayan hükümdeki hukuka aykırılıkların, ileride koşulları oluştuğu takdirde hükmün açıklanması durumunda temyiz edilmesi veya temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde ise kanun yararına bozma isteminde bulunabileceği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ön hüküm olup, bu aşamada kanun yarına bozmaya konu edilemeyeceği anlaşıldığından; kanun yararına bozma isteminin içeriği yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy