Mağdur ...'ya yönelik hırsızlık suçundan, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nin 142/1-e, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nin 165. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23/09/2008 gün ve 2008/279 Esas, 2018/620 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 21.01.2014 gün ve 2011/10902 Esas, 2014/1051 Karar sayı ile;
''Sanığın savunmasında adı geçen ...'ın açık kimlik ve iletişim bilgileri araştırılıp bulunması halinde olayla ilgili ifadesi alınarak, arama sırasında suça konu araç üzerinde takılı bulunan ... sayılı plakaların sanığın kendisine ait hurdaya ayrılmış bir araca ait olup olmadığı da tespit edildikten sonra deliller bir bütün olarak değerlendirilip, sanığın suç teşkil eden haksız fiilinin hukuki vasıflandırmasının yapılması gerektiği düşünülmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması'' şeklinde bozulmasına karar verildiği;
Bozma sonrası Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarih ve 128-279 sayı ile; bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan mahkûmiyetine karar verdiği; direnme kararına konu bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2014 tarihli ve 190006 sayılı "Bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 400-1253 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca Dairemize gönderildiği; aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.05.2017 tarih ve 645-1199 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda görüşülerek 21/05/2019 tarih ve 2017/675 Esas, 2019/447 Karar sayılı karar ile, Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 08.04.2014 tarihli ve 128-279 sayılı karar farklı gerekçe ile kurulan "Yeni hüküm" niteliğinde olduğu gerekçesi ile, temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Oluş ve dosya kapsamına göre; yakınanın evinin önünde kapıları kilitli ve direksiyonunda baston kilidi takılı park halinde bulunan ... plaka sayılı 1995 model Renault Europa marka aracının, 05.10.2007 günü gündüz sayılan 06.00-10.30 saatleri arasında belirlenemeyen şekilde çalındığı, söz konusu aracın 07/11/2007 tarihinde başka bir hırsızlık konusunun araştırılması sırasında ... isimli şahsın evinin önünde başka bir araca ait ... plaka takılı, aracın bagaj kilidi sökülmüş halde, gerçek plakalarının da araç içinde bulunduğu, ... isimli şahsın söz konusu aracın yaklaşık 15-20 gün önce sanık ... tarafından getirilip bırakıldığını belirttiği, sanık ...'in aşamalarda alınan savunmalarında açık kimlik ve adres bilgilerini bildirmediği ... isimli şahıstan alacağına karşılık aldığını savunduğu olayda; aracın ele geçiriliş şekli, sanığın söz konusu aracı satın aldığını doğrulayan yazılı bir belge veya delili sunamadığı dikkate alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu;
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 6545 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki aynı suça uyan 142/1-b, 66/1-e, 67/4. maddeleri uyarınca, cezaların türü ve üst sınırlarına göre, aynı Yasanın 66/1-e, 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık genel zamanaşımının, suç tarihi olan 05/10/2007 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 24/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.