Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetlerine ilişkin Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08/12/2015 tarih ve 2015/154 Esas, 2015/451 Karar sayılı hükmün, sanıkların savunmanları tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 22/05/2019 gün ve 2016/6501 Esas, 2019/3279 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama yolundaki kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2019 gün ve KD-2019/79340 sayılı yazısı ile;
‘İşlenen suçların sabit olduğu olay ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımızın itiraz nedeni, hürriyetten yoksun bırakma suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Şöyle ki,
Olayımızda müştekilerden ...'ın, internet üzerinden nakış makinasının satışı için Manisa ilinden ... ile anlaştığı, bu anlaşmanın içeriğinde 20.000 TL. nakit para, 45 gün vadeli senet ve bu senedin teminatı olarak da Manisa ilinde gösterilecek villa tipi bir eve rehin koyma konularının bulunduğu, 20/03/2015 tarihinde saat 10.00'da anlaşma konularını görüşmek üzere müşteki ...'ın kendi aracıyla yanında diğer müştekiler de olduğu halde Manisa iline geldiği, daha sonra sanık ...'nu telefonla arayarak, pastanede bekledikleri, sanık ...'nun diğer sanıklarla birlikte pastaneye geldikleri, sanık ...'nun yanında diğer sanıklar da olduğu halde müşteki ... ve diğer müştekilere hitaben "Sen Denizli ilini ara, makinaları yüklesinler, aksi halde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli'de benden telefon ile talimat bekliyor" dediği, daha sonra başka bir yere götüreceklerini söyleyerek müştekilerin arabalarına binmelerini istedikleri, müştekilerin "Kendi arabamızla geldik, kendi arabamızla gideriz" diyerek birlikte arabalarına bindikleri, müştekilere ait aracın arka kısmına sanıklar ... ve ...'un da bindiği, daha sonra sanık ...'nun kullandığı ve ...'nın da içinde olduğu öndeki aracı takip etmelerini söyledikleri, müşteki ...'ın yolda giderken polis ekiplerini görmesi üzerine aracını telaşla polis ekip aracının önüne kırdığı, bu araçta bulunan sanıklar ... ve ...'un müşteki ...'ın yakasına yapışarak engel olmaya çalıştıkları, araç içerisinde bulunan sanık ...'in polisleri görünce yanında bulundurduğu kuru sıkı silahı araca bıraktığı, polis ekibinin müdahalesi üzerine olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
Görüldüğü gibi olayda, sanık ...'nun tehditle müştekilere "Arabanıza binin" talimatı üzerine, üç müşteki arabalarına binmişler ve sanık ...'ın kullandığı aracı takip etmek durumunda kalmışlardır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 5237 sayılı TCY’nin, İkinci Kitap, Hürriyete Karşı Suçlar’a ilişkin Yedinci Bölüm’de 109. maddesinde düzenlenmiştir. Altı fıkra halinde düzenlenen maddenin birinci fıkrasında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında, suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi nitelikli hal olarak, üçüncü fıkrasında ise, altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında, suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında, cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Maddenin birinci fıkrası; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye ....cezası verilir” hükmünü taşımaktadır.
Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması, kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de, “Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir” şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir. Serbest hareketli bir suç olduğundan, maddi anlamda özgürlüğün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir.
Özgürlüğün sınırlandırıldığı yer başlı başına suçun gerçekleşmesi bakımından önemsizdir; gerçekten failin ya da mağdurun veya başkalarının mülkiyetinde olması; açık ya da kapalı bulunması; üzüntü verici ya da tedavi edici (Curativo) veya şeref kırıcı vb. nitelikli bir yer olması arasında herhangi bir fark yoktur. Menkul yer olabilir; gemi, otomobil vb. olabilir.
Öte yandan, özgürlüğü sınırlama süresi konusunda TCY’de herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, kişisel özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerir ve fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Bu bakımdan, her olayda
sürenin, hem fail hem mağdur açısından kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma niteliğini taşıyıp taşımadığının, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Özgürlüğü sınırlama suçunun manevi unsuru ise, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesini ve bilmesini içeren genel kasttır. Yasanın metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, suçun oluşumu için özel kast (saik) aranmaz.
Bu suç tipi ile zincirleme suç ilişkisine gelince;
5237 sayılı TCY’nin 43/3. maddesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar arasında aynı Yasanın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna yer verilmemiş olduğundan, koşulları bulunduğunda, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden 5237 sayılı Yasanın 43/1-2 maddelerinin uygulanmasına yasal engel bulunmamaktadır.
Aynı mağdurun, değişik zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla hürriyetinden yoksun bırakılması halinde 5237 sayılı TCY’nin 43. maddesinin 1. fıkrası, failin aynı suç işleme kararının icrası düşüncesiyle, tek bir fiille birden fazla kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakması halinde ise aynı maddenin 2. fıkrası uygulama olanağı bulunacaktır. Örnek olarak, Yargıtay 14. Ceza Dairesi 26/06/2018 günlü, 2018/4627 karar sayılı ilamında, "mağdureleri alıkoyma eyleminin tek fiille birden fazla mağdureye yönelik işlenmesi nedeniyle zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek sanığın TCK'nin 109/2-3-a, 43/2. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mağdure sayısınca hükümler kurulması" gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Olayımızda da, sanık ...'nun talimatı üzerine müştekiler araçlarına binmişler ve Akan'ın kullandığı aracı takip zorunluluğuna girmişlerdir. Sanık ...'ın tek eylemiyle üç müştekinin hürriyetten yoksun bırakması nedeniyle, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nin 109/2-3-b, 43/2. maddeleri uyarınca uygulama yapılması gerekirken, üç kez cezalandırılmalarına karar verilmesi nedeniyle’ itiraz edilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nin 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Dairemizin 22/05/2019 gün ve 2016/6501 Esas, 2019/3279 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden,
CMK'nin 308/2-3. maddeleri gereğince İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 23.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy