MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Nitelikli yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten nitelikli yaralama
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükümlü hakkında müsned suçlardan mahkumiyetine dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.1997 tarih, 1996/17 Esas, 1997/240 Karar sayılı hükmünün Dairemizin 17.2.1999 tarihli onama kararı ile kesinleştiği, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi üzerine hükümlünün talebi üzerine mahalli mahkemece yapılan uyarlama yargılamasında “Kasten nitelikli yaralama suçundan uyarlama talebinin reddine, yağmaya kalkışma suçundan uyarlama talebinin kabulü” sonucu kurulan hükmün, 26.11.2015 tarihli karar oturumuna segbis ile hazır edilen hükümlü ve zorunlu müdafiine tefhim edildiği, sözkonusu hükmün hükümlü ve zorunlu müdafii tarafından temyiz edilmediği, hükümlünün özel vekaletli avukatı tarafından ise 4.12.2015 tarihinde temyiz edildiği, Dairemizin 10.3.2016 tarihli kararı ile yasal süresi içerisinde yapılmayan temyiz itirazının reddi ile uyarlama kararının kesinleştiği, hükümlünün sonraki aşamalarda birçok kez eski hale getirme ve temyiz hakkının verilmesi talebinde bulunduğu ancak bu taleplerinin reddine karar verildiği, hükümlünün bu kez 19.8.2019 tarihli dilekçesiyle uyarlama kararın temyiz etmeyen zorunlu müdafinin görevi ihmal suçundan mahkum edildiğini belirterek temyiz hakkının verilmesi talebinde bulunması üzerine ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.8.2019 tarihli ek kararı ile eski hale getirme talebinin kabulü ve hükümlünün dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile dosyanın dairemize gönderilmesine karar verildiği, hükümlü müdafiinin de benzer talepler ile 13.9.2019 tarihinde dilekçe sunduğu, ayrıca dosya kapsamından uyarlama kararını temyiz etmeyen zorunlu müdafii hakkında ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarih, 2018/3030 E-2018/105 sayılı dosyası ile görevi ihmal suçundan verilen 2 ay 15 gün hapis cezasının sonuç olarak 2.250 TL adli para cezasına çevrilmesine ilişkin hükmün 13.2.2019 tarihinde istinaf yoluyla kesinleştiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Hükümlünün kendisine atanan ve duruşmaya katılan zorunlu müdafiden haberdar olduğu ve hükümlünün de buna herhangi bir itirazının bulunmadığı durumlarda; zorunlu müdafiye yapılan tefhimin aynen vekâletnameli müdafide olduğu gibi geçerli olacağı ve gerek tefhime, gerekse tebliğe bağlı olan sürelerin işlemeye başlayacağı, vekil ile takip edilen işlerde de tefhim yapılmasından sonra ayrıca hükümlüye tebligat yapılmasına gerek bulunmadığı açıktır. Somut olayda uyarlama kararının verildiği 26.11.2015 tarihli oturumda
segbis ile hazır edilen hükümlüye atanan zorunlu müdafiye itirazının olmadığı, yüze karşı verilen uyarlama kararına karşı hükümlünün yasal süresi içerisinde temyiz itirazında bulunmadığı, hükümlünün özel müdafiinin temyiz itirazının ise Dairemizin 10.3.2016 tarihli kararı ile yasal süresi içerisinde yapılmayan temyiz itirazının reddine karar verilerek kesinleştiği, ayrıca atanan zorunlu müdafiye yönelik herhangi bir itirazı olmayan ve uyarlama kararına yönelik temyiz iradesi bulunmayan hükümlünün aşamalardaki itirazlarının temyiz hakkının elinden alınarak hak ihlali kapsamında değerlendirilemeyeceği de dikkate alındığında, hükümlü ve müdafiinin Dairemizin 10.3.2016 tarihli kararımıza yönelik dilekçesinin itiraz mahiyetinde olduğu ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilip gidilmeyeceğinin takdirinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu değerlendirilerek dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy