MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında, müşteki ...’e yönelik (2015/932 Esas sayılı ana dosya); müşteki ...’a yönelik (2015/840 Esas sayılı birleşen dosya); müşteki ...’a yönelik (2015/976 Esas sayılı birleşen dosya) eylemlere ilişkin kurulan hükümler açısından yapılan temyiz incelenmesinde;
02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA,
II-Sanık hakkında, katılanlar ... ile ...’e yönelik (2015/974 Esas sayılı birleşen dosya) eylemlere ilişkin kurulan hüküm açısından yapılan temyiz incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak anılan maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-24.08.2015 tarihli görgü tespit tutanağı ile katılanların ve tanığın aşamalarda alınan beyanlarına göre; suça konu cep telefonlarının katılanların çalıştıkları inşaatta kıyafetlerini değiştirdikleri (ayrıca kilitli kapısı da bulunan) prefabrik yapıdan çalındığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin (suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan) 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un açıktan hırsızlığı düzenleyen 141. maddesinden hüküm kurulması,
2-5271 sayılı CMK'nın 232/2-b maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında katılanların kimlik bilgilerinin yazılmaması,
3-Katılanlar ... ile ...’e yönelik (2015/974 Esas sayılı birleşen dosya) eylemlere ilişkin olarak, suç tarihi; 23.08.2015 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı olarak sadece diğer müştekilere yönelik eylemlerin suç tarihi olan 24.08.2015 tarihinin yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 18.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.