Yağma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.02.2020 gün ve 2017/3146 Esas, 2020/715 Karar sayılı onama ilamı ile hükmün kesinleştiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25/03/2021 gün, KD – 2021/32594 sayılı yazısı ile “sanıkların eylemleri bir bütün olarak nazara alındığında, "yağma" kastı ile hareket etmedikleri ve bu nedenle üzerlerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak büfe çalışanlarına yönelik eylemlerin ise "mala zarar verme", "silahla tehdit" ve "kasten yaralama" suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerektiği” ayrıca “ mahkemenin gerekçesine göre, sanık ...’in mağdur ...’den olan alacağı nedeniyle ve alacağı tahsil amacıyla eylemi gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi halinde TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması zorunludur, mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu açıktır.” şeklinde gerekçe gösterilerek Dairemizin onama kararına karşı itiraz talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25/03/2021 gün, KD – 2021/32594 sayılı Karar Düzeltme talepli istemi kısmen yerinde görülerek itirazın kısmen kabulü ile;
Dairemizin 20.02.2020 gün ve 2017/3146 Esas 2020/715 sayılı düzelterek onama kararının sanık ... yönünden kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
I-Sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükme yönelik itirazın incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesinde tanımlanan hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunda, TCK’nın 40/1. maddesinde belirtilen bağlılık kuralı gereğince yalnızca hukukî ilişkinin tarafı olan kişiler hakkında uygulanabileceğinden, mağdurdan herhangi bir alacağı olmayan sanığın yağma kastıyla hareket etmediğinin de kabul edilemeyeceği anlaşıldığından sanık ... yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebepleri sanık ... yönünden yerinde görülmediğinden, CMK'nın 308/3. maddeleri gereğince itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesi için mahkemesince dosyanın tefrik edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin sağlanmasına,
II-Sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık ... tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya kapsamına göre; sanık ...’in savunmasında özetle “kendi işyerinde bulunan viski ve biraları aynı zamanda akrabası olan mağdur ...'ye satması için verdiğini, kendisine parça parça 1.000 TL olmak üzere toplamda 15.000 TL vereceğini, ancak sadece 2.000 TL verdiğini, akrabası olduğu için kendisinden herhangi bir belge almadığını, olay günü kendisi ile bu konuyu konuşmak için büfeye gittiğini” beyan ettiği, mağdur ...’nin ise mahkemedeki beyanında “sanığın beyanlarının doğru olduğunu, kollukta alacakla ilgili kendisine soru sorulmadığı için bu konuda herhangi bir açıklama yapmadığını” beyan ettiği, mağdura ait büfe çalışanı olan diğer mağdurların da bu beyanları doğrulamaları karşısında sanık ...’in eyleminin daha az cezayı gerektiren TCK'nın 150/1. maddesinde belirtilen hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık ...’in mağdurla aralarında herhangi bir hukuki ilişki ve bu ilişkiden kaynaklanan alacağı olmayan diğer sanık ...’nin yağma eylemine iştirak ettiği kabul edilerek TCK’nın 37.maddesindeki faillik kavramına yanlış anlam yüklenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 21.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.